KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/12484 E., 2007/395 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi(...Mah.Sıf.
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ...’da tatil yaptığı sırada davalı şirket temsilcilerinin düzenlemiş oldukları tanıtım toplantısında, bitmiş durumda devre mülklerin tapusunun hemen verilebileceği belirtildiği için 31.7.2004 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, yaptığı araştırmalar sonunda ise devre mülk olarak satılacak binaların bitmediğini öğrendiğini, bunun üzerine 11.8.2004 tarihli ihtarla sözleşmeden caydığını bildirdiğini, kaldı ki cayma hakkının kullanılma süresi ve şekli yazılmadığından sözleşmenin de geçersiz olduğunu ileri sürerek, 31.7.2004 tarihli devre mülk sözleşmesinin iptaline, borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının sözleşmeden dönme hakkını kullandığı belirtilerek davanın kabulüne, 31.7.2004 tarihli sözleşmenin iptaline, davacının davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı Kanun ile değişik; 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 23. maddesinin 1. fıkrasında “Bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı” belirtilmiştir. Temyize konu ... bu dava, taraflar arasında düzenlenen devre mülk satış sözleşmesinin iptali isteğine ilişkin olup devre mülk ..., Kat Mülkiyeti Kanununda düzenlenen taşınmazın müşterek mülkiyet payına bağlı bir haktır. Taşınmazın aynına taalluk etmekte olup, bu hakkın devrine ilişkin sözleşmenin de resmi şekilde yapılması
zorunludur. Uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülmesi için geçerli bir sözleşmenin olması gereklidir. Dava konusu sözleşme resmi şekilde yapılmamış olup geçerli olmadığından davada 4077 sayılı yasa hükümlerinin uygulanması da söz konusu değildir. Dava Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre açılmış sözleşmenin iptali ve geçersiz sözleşme nedeniyle borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkin olduğundan davada görevli mahkeme de Tüketici Mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemesidir. Mahkemece açıklanan bu husus gözardı edilerek Tüketici Mahkemesi sıfatıyla hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/12484, K. 2007/395, 22 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama