KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/3196 E., 2008/3095 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
600 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat olduğunu ve davalı ile aralarında 6.5.1999 tarihli avukatlık sözleşmesi ve ... zabtının düzenlenip, 10.000.000.000 lira maktu ücret düzenlendiğini, davalı vekili olarak ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı 1999/377 Esas sayılı davayı sonuçlandırıp, kararı infaz için icraya koyduğunu, ancak davalının kendisini 26.9.2003 tarihli ihtarla azil ettiğini, azilin haksız olduğunu bildirip, sözleşme tarihinden itibaren işleyen faizi, karşı tarafa yüklenen avukatlık ücreti, icra takibi nedeniyle hakkı olan ücret ile karşı tarafa yüklenecek ücret ve ücretlerinin KDV’si ile birlikte toplam alacağı olan 41.712.384.900 liranın fazla hakları saklı kalarak tahsili için yaptığı takibe vaki itirazın iptaline ve %40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 10.000 YTL’ye vaki itirazın iptaline, 10.000 YTL’nin 6.5.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsili için takibin devamına , ana alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle dava hakkında daha önce Baro Hakem Kurulunca davacı lehine ücrete hükmedildiği ve böylece davalıca yapılan azilin haksız olduğu zımmen kabul edildiği, bu kararın davalı tarafından temyiz edilmediği anlaşılmasına göre, davalının azilin haklı olduğuna dair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının, davalının vekili olarak ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/377 Esas sayılı tazminat davasını açarak sonuçlandırdığı, kararın infazı için icra takibine başladığı, davalının 26.9.2003 tarihli ihtarla davacıyı vekillikten azil ettiği taraflar arasında çekişmesizdir.
Davacı, haksız olarak azil edildiğini ve 6.5.1999 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinden kararlaştırılan ücrete hak kazandığı iddiasıyla alacağının tahsili için yaptığı icra takibine vaki itirazın iptali talebiyle bu davayı Baro Hakem Kurulunda açmış, Hakem Kurulunca da davacının azli haksız görülerek ücrete hak kazandığı ancak, davacının dayandığı sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilerek 7.000.000.000 Lira ücretin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Baro Hakem Kurulu kararını davalı temyiz etmemiş, davacı temyiz etmiş ve dairemizce Baro Hakem Kurulları ile ilgili Avukatlık Kanunun maddesi Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Baro Hakem Kurullarının varlıkları sona erdiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Davalı yaptığı azilin haklı olduğu savunmasından ayrı, davacının dayandığı sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Borçlar Kanununun 19. maddesi gereğince sözleşmenin muteber olması için konusunun kamu düzenine, emredici kurallara, ahlaka ve adaba aykırı olmamalıdır. Karşı tarafın ekonomik açıdan mahfına neden olacak sözleşmeler “ahlaka aykırı” sayılmalıdır.
Davacının dayandığı 6.5.1999 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde avukata verilen ... “ davalının kocası ... ’ün vefatı nedeniyle ... ve ... aleyhine kendi hissesi de dahil maddi manevi tazminat olarak 8.000.000.000 TL’lık dava açılacak” olarak, ödenecek ücret olarakta 10.000.000.00 TL belirlenmiştir. Davacının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında talep edilen miktar toplamı 8.000.000.000 Lira olup, sözleşme ile davacıya ödenecek ücretin altındadır.
Avukatın müvekkiline sağlıyacağı hak kararlaştırılan avukatlık ücretinin altında kaldığından bu sözleşme ahlaka aykırı olur ve B.K’nun 20. maddesi, 19. maddesi ile birlikte değerlendirileceğinden anılan 20. madde uyarınca bu sözleşme batıldır. Bu sözleşmeye dayanarak davacı bir hak talep edemez. Avukatlık Kanununa, 13.1.2004 tarihinde 5043 sayılı kanun ile eklenen geçici 21. madde Anayasa Mahkemesince 8.1.2008 tarihinde iptal edildiğinden, 2006/3196-2008/3095
sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 2.5.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4667 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki Avukatlık Kanunun 163/son maddesi gereğince, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı avukatın ücretinin belirlenmesi gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan şekilde davacı ücreti belirlenip, davalının Baro Hakem Kurulunca verilen kararı temyiz etmemek suretiyle davacı yararına oluşan kazanılmış hakta göz önünde tutularak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/3196, K. 2008/3095, 5 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama