KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/3474 E., 2006/8026 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2006
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile aralarında 3.5.2000 ve 20.6.2000 tarihlerinde iki adet devre mülk satış sözleşmesi düzenlendiğini, resmi şekilde yapılmadığı için sözleşmenin geçersiz olduğunu, ancak sözleşmenin 10. maddesinden yararlanarak sözleşmeyi fesh ettiğini davalıya bildirdiği halde paranın iade edilmediğini,tahsili için yaptığı icra takibine de davalı borçlunun itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Davanın kısmen kabulüne, itirazın iptali ile takibin 48.814,45 YTL üzerinden devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden %40icra inkar tazminatı talebinin reddine, asıl alacak miktarı olan 48.814,44 YTL’ye takip tarihinden itibaren talep edilen %80 oranını geçmemek üzere reeskont faizinin uygulanmasına karar verilmiş ; Hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki devre mülk satış sözleşmeleri harici sözleşme olup, resmi şekilde yapılmadığı için MK. 706, BK, 213 ve Tapu Kanununun 26. maddeleri gereğince geçersizdir. İlke olarak geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını aynı anda iade ile yükümlüdür. Her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde, devre mülk bedelini peşin ödeyen alıcının,
devre mülkü ikinci yılın sonunda almaktan vazgeçmesi halinde sözleşme tarihi esas alınarak mark bazında en az %30 net karı ile birlikte ana paranın iade edileceği belirtilmiş ise de, davacı iki yıllık dönem sonunda sözleşmeden caydığını hemen bildirmemiş, çok sonra 13.9.2002 tarihinde davalıya tebliğ edilen ihtarname ile bildirerek davalıyı temerrüde düşürmüştür.
Böyle olunca mahkemece, davalıya tanınan 3 haftalık atıfet mehli de nazara alınarak davalının temerrüde düştüğü tarihten icra takip tarihine kadar 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz yürütülmesi, icra takibine konu yabancı para Türk lirasına çevrilerek icra takibinin devamına karar verilmiş olup, bu yön temyize gelmediğine göre, icra takip tarihinden itibaren Türk Lirası olarak belirlenen ana paraya yasal faiz yürütülecek şekilde hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Davacının temyiz itirazlarına gelince; İİK.nun 67/2 maddesi hükmü uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için icra takibinde alacaklının haklı çıkması ve alacağın likit ve muayyen olması gerekir. Borçlu ... başına ne kadar borçlu olduğunu bilebilecek durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü gerekir. Borçlunun kötüniyetli olması şart değildir. Bu durumda icra takip tarihindeki ana para olarak belirlenen Türk Lirası alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, bu istemin reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/3474, K. 2006/8026, 17 Mayıs 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama