KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/3710 E., 2006/10426 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
583 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verdikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 45 ve 46 parsel numaralı taşınmazlara pamuk ektiğini, davalının sözleşmedeki edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle pamukta verim kaybı olduğunu zararının delil tesbiti ile belirlendiğini ileri sürerek verim kaybından dolayı 29.663.000.000 TL'nın tahsilini istemiştir. Davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece 18.859,878 YTL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı bu davayı açarken yaptırdığı delil tesbiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporuna dayanarak elektrik kesintisi ve voltaj dalgalanmaları nedeniyle tarlada ekili pamuk ürününü yeterince sulayamadığından bahisle tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının kendi yatırdığı delil tesbiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporuna bir itirazı bulunmamaktadır.
Bu nedenle öncelikle belirtmek gerekirki, davacı dayandığı tesbit bilirkişisi raporundaki veri ve değerlerle bağlı olup, bu veri ve değerlerin üzerine çıkılarak yapılan hesaplamalara göre karar verilemez. Tesbit bilirkişisi raporunda dekarda masraf 211.920.000 TL olarak gösterilmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 174.552.000 TL olarak gösterilmiştir. Kaldı ki hükme esas alınan ... imzalı bilirkişi raporunda, ...
İlçe Tarım Müdürlüğü verilerine atıf yapılarak 2004 yılı sulu şartlarda pamuk tarımı girdileri(motopompla sulama) arasında sayılan sulama ve işçiliği bedeli olarak 28.000.000 TL bedel esas alınmıştır. Oysa ki emsal dosyalara celpedilen ...
İli Merkez İlçe 2003-2004 yılı tarım ürünleri tahmini maliyet cetvelinde yer alan girdiler arasında ise, pamuk ürününün kanaletten sulanması halinde sulama ve işçilik bedeli toplamının 28.000.000 TL., motopompla sulanması halinde de, sulama ve işçilik bedeli toplamının 48.750.000 TL. olarak bildirildiği görülmektedir. Oysa ...
İlçe Tarım Müdürlüğü’nce bildirilen ve hükme esas alındığı anlaşılan 2004 yılı pamuk ürünü için girdilerde motopomp ve kanalet ayrımı yapılmadan sulama ve işçilik bedeli olarak toplam 28.000.000 TL. masraf bedeli belirlenmiştir. Davacının pamuk ürününü motopompla kuyudan temin edilen su ile suladığı anlaşıldığına göre, dava konusu taşınmazlar için motopompla sulama ve işçilik bedelinin araştırılıp, gerektiğinde, ...
İlçe Tarım Müdürlüğü’nden bu husus sorularak motopompla sulama ve sulama işçiliğini 48.750.000 Lira olarak belirleyen tesbit bilirkişi raporuna davacının itiraz etmediği için davalı lehine müktesep hak oluşturduğu da gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece değinilen bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3-Davacının 1998 yılında tarımsal sulama abonesi olduğu dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacının yörede meydana gelen elektrik kesintilerinden dava konusu üretim döneminden öncede haberdar olduğu ve bu yörede sık sık voltaj dalgalanmalarının meydana geldiği bir gerçek olduğuna göre, davacının da en azından 5-6 yıldır da tarım ürünleri ekimi yaptığı gözetildiğinde, buna rağmen 192 dekar tarlaya sulu ekim yapması halinde zararın oluşacağını öngörmesi gerektiğinin kabulü gerekir.
Bilirkişi raporunda geçmiş yıllardaki elektrikle ilgili sıkıntının davacı tarafından bilindiği ve bununda davacının kusurunu dahada ağırlaştıracağı gözardı edilmiştir. Açıklanan nedenlerle mahkemece davacının kusurunun % 10'la sınırlı tutulması doğru değildir.
Mahkemece davacının müterafik kusurunun daha fazla olduğu üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken kusur izafesinin yanlış değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/3710, K. 2006/10426, 26 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama