KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/4537 E., 2006/8159 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
621 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, senetli alacağının tahsili için davalı avukata vekaletname verdiğini, ... İcra Müdürlüğünün 1995/20 E. sayılı icra dosyası ile başlatılan icra takibinin bir yıl süre ile işlemsiz bırakılması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığını, bu nedenle maddi manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 1.500.000.000 TL maddi ve 2.000.000.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının herhangi bir zararı bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen ilk hüküm, davacının temyizi üzerine Dairemizce “Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/103 Esas sayılı dosyasında, davalının icra takip dosyasını yeterince takip etmemesi nedeniyle, avukatlık görevini ifada savsama göstermek suçundan T.C.K.nun 230/1 maddesi gereğince cezalandırıldığı ve bu kararın Yargıtay’ca onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ceza Mahkemesinin kararı hukuk hakimini bağlayacağından, mahkemece iddia ve savunmaya ilişkin taraf delilleri toplanarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” Gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, davanın kısmen kabulüne, 1.500 YTL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı avukatın görevini ihmal etmesi nedeniyle, dava dışı üçüncü kişi hakkında başlatılan icra takibine ilişkin dosyanın işlemden kaldırıldığını belirterek, uğramış
olduğu zararlar nedeniyle tazminat talep etmiştir.
Davalının, davacının vekili olarak 15.2.1995 tanzim, 25.4.1995 vade tarihli 185.000.000 TL’lık bonoya dayanarak 6.6.1995 tarihinde dava dışı borçlu ... hakkında başlatmış olduğu icra takibinin, son işlem tarihinden bir yıllık sürenin geçmesi nedeniyle 12.9.1996 tarihinde işlemden kaldırıldığı, 23.9.1999 tarihinde davacı tarafından davalı avukatın azledildiği, davalının, bu olay nedeniyle hakkında açılan davada 5.12.2000 tarihli kararla T.C.K.nun 230/1 maddesi gereğince cezalandırıldığı ve bu kararın Yargıtay 4. Ceza Dairesince 29.4.2002 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davalının görevini gereği gibi yapmadığı, bu nedenle icra dosyasının işlemden kaldırıldığı kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olup, mahkemece bilirkişiden alınan rapor gereğince, takip dayanağı olan 185.000.000 TL’lık alacağa takip tarihi olan 6.6.1995 tarihinden bu davanın açıldığı 23.12.2002 tarihine kadar faiz uygulanmak suretiyle asıl alacağın dava tarihi itibariyle faiziyle birlikte ulaştığı değer olan 1.576.694.189 TL, davacının uğramış olduğu zarar kabul edilerek, taleple bağlı kalınmak suretiyle 1.500.000.000 TL’nin ödetilmesine karar verilmiştir.
Oysa ki, 21.7.1995 tarihinde alacağın tahsili amacıyla dava dışı borçlunun taşınmazlarına haciz konulduğu, dolayısıyla takip tarihi itibariyle borçlunun borcu karşılayacak haczi kabil malvarlığının mevcut olmasına rağmen, avukatın görevini ihmal etmesi sonucu dosyanın işlemden kaldırıldığı ve davacının alacağını tahsil edemediği anlaşılmakta ise de, takip dayanağı 25.4.1995 vade tarihli bono alacağı, temel ilişki bakımından 10 yıllık zamanaşımına tabi olup, davacının davalıyı vekaletten azlettiği 23.9.1999 tarihinde, takip konusu alacak henüz zamanaşımına uğramamıştır.
Başka bir ifade ile davacının, azil tarihi itibariyle alacağını tahsil imkanı mevcuttur. Davacının, davalıyı azletmesinden sonra, alacağının tahsili için gerekli çabayı göstermemiş olması, kendi kusuruna dayalı olup, bu nedenle davalının sorumluluğu ağırlaştırılamaz.
BK.nun 98.maddesi dalaleti ile aynı kanunun 44.maddesi gereğince, alacaklının, zararın artmasına yol açacak davranışlardan kaçınma yükümlülüğü bulunduğundan davalı ancak, davacı tarafından azledilmesinden sonra, alacaklı tarafından yeniden başlatılacak bir takip sonunda normal şartlar altında alacağın tahsil edilebileceği tarihe kadar geçecek olan zaman nedeniyle alacağın geç tahsil edilmesinden dolayı davacının uğramış olduğu zarardan sorumludur.
O halde mahkemece bu yönde inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek, takip tarihi olan 6.6.1995 tarihinden bu davanın açıldığı 23.12.2002 tarihine kadar
alacağa faiz uygulanmak suretiyle asıl alacağın dava tarihi itibariyle faiziyle birlikte ulaştığı değer üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/4537, K. 2006/8159, 22 Mayıs 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama