KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/7393 E., 2006/10371 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
701 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının vekili olarak ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/1030 esas sayılı dava dosyası ile davalı adına kayıtlı taşınmazın 78.650.000.000 Tl.olan sertifika bedelinin artırılması için açtığı dava sonunda bedelin 132.200.868.750 TL. ya çıkartıldığını, aralarında yazılı bir sözleşme yapılmadığını, artırılan miktar olan 53.550.818.750 Tl. üzerinden %15 oranında vekalet ücretini hak ettiğini, peşin ödenen miktarın mahsubuyla 6.366.080.000 Tl. ücreti vekaletin ödenmesi gerekirken, davalının 22.1.2004 günü kendisini azlettiğini, bu miktarın davalıdan yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 2002/1030 esas ve 2003/484 karar sayılı dosyada, vekilini azleden davalının kendisini yeni bir vekille temsil ettirmesine rağmen kararı temyiz etmemekle kararı benimsediği ve bu nedenle zararın oluşmadığı ve azlin haklı olmadığı ve bu sebeple davacının ücrete hak kazandığı açıklanmıştır.
Azlin haklı olup olmadığı konusunda mahkemece yeterli araştırma yapılmamıştır.Şöyle ki; -2863 sayılı kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 15. maddesinin (F) bendine “Sit alanı olması nedeniyle kesin inşaat yasağı bulunan taşınmazların, bir başka Hazine arsası ile değiştirilebileceği, üzerinde bina , tesis varsa rayiç bedelinin 2942 sayılı Yasanın 11. maddesine göre belirleneceği” belirtilmiştir. Konuyla ilgili “Kesin İnşaat
yasağı Getirilen Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Bulunduğu Sit alanlarındaki taşınmaz Malların Hazineye Ait Taşınmaz Mallar ile Değiştirilmesi Hakkındaki Yönetmelik” ile uygulamayı açıklayıcı tebliğlere göre taşınmaz sahibinin başvurusu üzerine taşınmaz, hazinece verilecek taşınmazla trampa edilecek veya taşınmazın değeri idarece saptanacak ve belirlenen değeri bildirir bir belge düzenlenecektir. Taşınmaz sahibi, satışa çıkarılan Hazine arazilerini elindeki bu belgede gösterilen miktar ödemeden satın alabilecektir.
-Hemen belirtmek gerekir ki, azilnamede azil sebebinin gösterilmemesine karşın, cevap dilekçesinde azil sebebi açıklanmış, vekili olan davacının 2. raporu kabul etmekle zarara uğradığını, ayrıca kendisinden istenen keşif masraflarının lüzumundan fazla olduğunu bildirmiştir. Bu durumda azlin haklı olup olmadığı araştırılmalıdır. Dairemizin sapma göstermeyen uygulamaları da bu yöndedir.
- Vekaletin şumulünü açıklayan B.K. 388/2 maddesi “Vekalet vekilin takabbül eylediği işin yapılması için icap eden hukuki tasarrufları ifa selahiyetini şamildir” hükmünü, B.K. 389/1 maddesi “vekil, müvekkilinin sarih olan talimatına muhalefet edemez..” hükmünü, B.K. 390/1-2 maddesi “Vekilin mesuliyeti umumi surette işçinin mesuliyetine ait hükümlerine tabidir. Vekil, müvekkile karşı vekaletini iyi bir surette ifa ile mükelleftir” hükmünü getirmiştir.
Bu kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde avukat olan vekilin, müvekkiline hukuki yardımını en iyi ve kapsamlı şekilde yapmak zorunda olduğu gibi, işi sadakat ve özenle yapmak zorundadır. Vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etmelidir. Vekil üstlendiği işi görürken, amaçlanan sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca varmak için yaptığı çalışmalardan ve takip ettiği yolun özenle seçilip, görülmemesinden sorumludur.
Yine, -Avukatlık Kanunun 174/2 maddesi uyarınca azil haklı ise davacı ücretin ödenmesini isteyemez. -Somut olayımızda, davalının açmış olduğu sertifika bedelinin artırılması davasında,1.keşifte belirlenen değere hazine vekilini itiraz etmesi üzerine yapılan 2. keşifte daha düşük bir bedel takdir edildiği, her iki bedel arasında önemli fark bulunmasına karşın davacı vekilinin 17.11.2003 tarihi oturumda 2. keşif sonucu alınan raporu kabul ettiği ve mahkemece 78.650.000.000 TL olan bedelin 132.200.818.750 Tl.ye artırıldığı saptanmıştır. Davacının 2.raporu kabul etmesi bağlayıcı olmakla, azilden sonra kararın davacının yeni vekili tarafından temyiz edilmemiş olması sonuca etkili değildir.
Davacının anılan dosyada ikinci rapora itiraz etmemekle birinci rapora göre daha düşük olan bedelin kabul edilmesi ve böylelikle üçüncü keşif yapılmamış olması nedeniyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı anlaşılmamıştır.
Bu nedenle mahkeme yapılacak ..., davacının zararının olup olmadığı ve azlin haklı olup olmadığının tespiti için, 2942 sayılı yasadan belirlenen şekilde keşif yapılarak dava konusu taşınmazın sertifika tarihindeki değeri bilirkişi heyeti aracılığıyla belirlenmeli, davalının sertifika bedelinin bu şekilde tespitinde (tıpkı kamulaştırma davalarında olduğu gibi hükmedilebilecek değer belirlenerek) bir zararı var ise azlin haklı olduğu kabul edilerek avukatlık kanununun 174/2 maddesi uyarınca dava reddedilmelidir.
Eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmektedir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/7393, K. 2006/10371, 23 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama