KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/11574 E., 2008/2902 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.005 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı kurum ile imzalamış oldukları 13.7.1994 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi gereğince, davalı kurumun vekili olarak 268 adet icra takibi başlatarak takip ettiğini, bu takiplerle ilgili olarak 18 adet de icra ceza davası açtığını, 2000-2001 yıllarında brüt 2.537,61 YTL vekalet ücretinin ödendiğini, 11.12.2001 tarihli yazı ile 31.12.2001 tarihi itibariyle sözleşmesinin feshedildiğini, sözleşmede mevcut olan “takvim yılı sonu itibariyle feshedilmeyen sözleşmenin bir yıl daha uzayacağına” ilişkin hüküm nedeniyle, 13.7.1994 tarihli sözleşmenin feshedilmemekle 1995 yılında da yürürlükte kaldığını,
ancak 1995 yılı sonunda hükümsüz hale geldiğini, bu nedenle takip etmiş olduğu işler için ödenecek vekalet ücretinin Avukatlık Kanununa göre hesaplanması gerektiğini, sözleşmenin, hükümsüz hale geldiğinin kabul edilmemesi halinde ise, Avukatlık Kanununa aykırı hükümler taşıması nedeniyle geçersiz olduğunun kabulü ile, vekalet ücreti hesabının yine Avukatlık Kanununa göre yapılması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik, 10.000,00 YTL vekalet ücreti alacağının 31.12.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının, sözleşmesi devam ederken hiçbir itiraz ve şikayette bulunmadan vekalet ücretlerini aldığını, 26.6.2001 tarihli 4692 sayılı Yasa gereğince sözleşmenin feshedildiğini, haksız azil niteliğinde olmadığını, 31.12.2001 tarihine kadar hak ettiği vekalet ücreti ve primlerinin de davacıya ödendiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
2007/11574 2008/2902
Mahkemece, sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilerek, davacının, “sözleşme kapsamına göre herhangi bir alacağının bulunmadığının” bizzat davacı beyanına göre sabit olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında 13.7.1994 tarihinde imzalanmış olan sözleşme, takvim yılı sonunda feshedilmediğinden yenilenerek devam etmiş, 31.12.2001 tarihinden itibaren de davalı tarafından yenilenmeyeceği bildirilerek sona erdirilmiştir.
Davacı, feshedilmeyen sözleşmenin, 1995 yılında da yürürlükte kaldığı, ancak 1995 yılı sonunda hükümsüz hale geldiği, bu nedenle takip etmiş olduğu işler için ödenecek vekalet ücretinin Avukatlık Kanununa göre hesaplanması gerektiği, sözleşmenin, 1995 yılı sonunda hükümsüz hale geldiğinin kabul edilmemesi halinde ise, Avukatlık Kanununa aykırı hükümler taşıması nedeniyle geçersiz olduğunun kabulü ile, vekalet ücreti hesabının yine Avukatlık Kanununa göre yapılması gerektiği iddiası ile, alacaklarının tespit ve tahsili için bu davayı açmıştır.
Davalı ise feshedilen sözleşme nedeniyle davacının ücret alacağının bulunmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmenin 1.maddesi ile davacı, İzmir ili ve ilçeleri dahilinde mahkemeler ve icra müdürlüklerinde davalı leh ve aleyhine açılmış ve açılacak her türlü davalar ile icra takiplerini, yürürlükteki kanunlar dahilinde takip ve sonuçlandırmayı, 2. maddesi ile de davalı il müdürlüğünce kendisine sorulacak hukuki konularda sözlü ve yazılı görüş bildirmeyi üstlenmiştir.
Sözleşmenin 3. maddesi ile işlerin takip sonucuna göre dosyaların alınıp başka bir avukata verilebileceği, bu takdirde ücret talep edilemeyeceği, 7. maddesi ile avukatlara 250.000 TL aylık ücret ödeneceği, ilamsız yada ilamlı icra takipleri neticesinde yapılacak tahsilatlardan kurumca yapılan masraflar düşüldükten sonra %1,5 oranında prim verileceği, kurum alacağı ve masraflar tahsil edildikten sonra davalı kurum lehine hükmedilen ve tahsil edilen avukatlık ücretinin %80’inin ödeneceği,
yine avukatın emeği geçse bile sözleşmenin feshi veya gerekli görülen hallerde kurumca dosyanın geri alınması veya istifa nedeniyle dosyaların iade edilmesi veya sözleşmenin yenilenmemesi halinde, henüz tahsil edilmemiş olan avukatlık ücretinin istenemeyeceği, 9.maddesi ile de sözleşmenin 31.12.1994 tarihine kadar geçerli olduğu, taraflardan biri 15 gün önceden feshi ihbar etmedikleri takdirde sözleşmenin 1 yıl daha uzamış sayılacağı, yine avukat tarafından 1 ay önceden, kurum tarafından ise 15 gün önceden bildirilmesi
2007/11574 2008/2902
şartı ile sözleşmenin her zaman fesih edilebileceği hükümleri kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme, açıklanan bu içeriği itibariyle Borçlar Kanunu kapsamında kalan “hizmet hukuk müşavirliği” niteliğinde olup, tarafların, sözleşmeyi “Avukatlık Ücret Sözleşmesi” olarak isimlendirmeleri de sonuca etkili değildir.
Borçlar Kanununda düzenlenen hizmet sözleşmelerinde tarafların hizmet karşılığını serbestçe kararlaştırabileceklerine, bu yasada Avukatlık Kanununda olduğu gibi ücret konusunda herhangi bir sınırlandırma da bulunmadığına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki sözleşme, fesih edildiği 31.12.2001 tarihine kadar taraflar arasında uygulanmış, davacı bu süre içinde sözleşme ile yükümlendiği edimlerini itirazsız olarak yerine getirmiştir.
İfa ettiği mesleği gereği, sözleşmenin geçerli veya geçersiz olduğunu bilmesi gereken davacının, uzun süre sözleşmeye uyup, feshin bildirilmesinden sonra sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesi, Medeni Yasanın 2.maddesinde ifadesini bulan iyiniyet ve dürüslük kurallarına da aykırıdır. Öte yandan sözleşmede karalaştırılan ücretin, Avukatlık Kanununun 164/4 maddesinin 1.cümlesinde belirtilen anlamda ve asgari ücret tarifesi altında olduğu da kabul edilemez.
Bu nedenlerle dava konusu ihtilafın geçerli olan bu sözleşme hükümlerine göre çözümü gerekli olup, sözleşmenin 9. maddesinde davalı tarafa sözleşmeyi yenilememe ve her zaman için fesih hakkı tanındığına göre, davalının bu hakkına dayanarak sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirmek suretiyle 31.12.2001 tarihi itibariyle sona erdirmesi, haksız fesih sayılamayacağı gibi, Avukatlık Kanununun 174. maddesi anlamında haksız azlin sonuçlarını da doğuran bir fesih değildir.
Olayda bu nedenle Avukatlık Kanununun 174. maddesi hükmünün uygulanması da düşünülemez. Ancak feshin haksız olmaması, fesih tarihi itibariyle hiç bir ücret istenemeyeceği anlamına da gelmez.
Davacının, fesih tarihi 31.12.2001 tarihi itibariyle, sözleşmenin 7. maddesi hükmüne göre ücret isteme hakkına sahip olduğu, bu tarih itibariyle ödenmeyen aylık ücretlerini, tahsilatla sonuçlanan veya henüz tahsilatla sonuçlanmayan ancak tahsilatı mümkün hale gelen ve tahsilat yapılabileceği kabul edilebilecek dosyalardan dolayı, sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen ücretleri isteyebileceğinin kabulü, hakkaniyet ilkelerinin gereğidir.
Davacı her ne kadar 4.5.2006 tarihli celsede “sözleşme kapsamında kalındığında alacağının çıkmayacağını” beyan etmişse de, davacının bu beyanı, dava dilekçesi ve tüm beyanlar değerlendirildiğinde, sözleşmenin sona erdirildiği tarih itibariyle harcamış olduğu emek ve mesaisi nedeniyle hakkaniyet gereği vekalet ücreti takdirine engel değildir. Öte yandan davacı, sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle
halen devam eden, sonuçlanmayan ve ne olacağı belli olmayan dosyalardan dolayı ise yine sözleşmenin 7. maddesinin son fıkrası hükmüne göre bir ücret isteyemeyecektir. O halde mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davacının alacağı olup olmadığı ile varsa bunun miktarı, konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile, açıklamalı gerekçeli ve denetime elverişli raporla belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/11574, K. 2008/2902, 3 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama