KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/12419 E., 2008/2230 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, serbest muhasebeci olduğunu,1998 yılından bu yana davalının defterlerini tuttuğunu, davalının kararlaştırılan liste fiyatları üzerinden ödenmesi gereken borcunu ödemediğini,girişilen icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline,%40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir
Davalı, aralarında yazılı sözleşme bulunmadığını,davacının Asgari Ücret Tarifesin göre 4.136 YTL ücret isteyebileceği, ödenen paraların mahsubundan sonra bakiye borcunun 1.964 YTL olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaması nedeniyle davacının Asgari Ücret Tarifesine göre talepte bulunabileceği gerkçe gösterilmek ve bu doğrultuda hazırlanan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle 2.556.30 YTL. üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, %40 inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi,alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde davalı, Asgari Ücret Tarifesine göre borç miktarını belirleyebileceğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Ancak davacı, temyiz dilekçesinde davalının cevap dilekçesi ile kabul ettiği 1.964 YTL nın %40 ı oranında inkar tazminatına hükmedilmesini istediğinden bu yöndeki beyanı da gözetilmek ve taleple bağlı kalınmak suretiyle icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın davacı yararına düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/12419, K. 2008/2230, 19 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama