KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/13375 E., 2008/2411 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki vekalet alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... ve vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıları temsilen “muvazaa nedeniyle tapu iptal tescil” ve ecrimisil davaları açtığını, tapu iptal tescil davası sonunda davalıların her birinin taşınmazlar üzerinde 1/3 oranında hak sahibi olduklarını, yapılan sözleşme gereğince Baronun en az ücret çizelgesi oranında tespit edilecek değerlerin %15’inin avukatlık ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ne var ki davalılar tarafından 3.10.2002 tarihinde haksız olarak azledildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, ilk dava nedeniyle 33.000.000.000 TL, ecrimisil davası nedeniyle de, taşınmazların belirlenecek 28 yıllık kira bedellerinin %15’inin, vekalet ücreti alacağı olarak ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin geçerli olduğu, davacı avukatın haksız olarak azledildiği kabul edilerek, 9.4.2007 tarihli bilirkişi raporuna göre, İstanbul 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 1998/613 E. sayılı muvazaa nedeniyle tapu iptal tescil davasının konusunu oluşturan taşınmazların tüm değerleri üzerinden hesap edilen 66.375,00 YTL’lik vekalet ücreti alacağından, taleple bağlı kalınmak suretiyle 30.000,00 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, ecrimisil davası ile ilgili vekalet ücreti talebinin ise atiye terk edildiğinden, bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki “Anlaşma” başlıklı vekalet ücret sözleşmesinde, “Av....’in takip etmekte olduğu İstanbul 1.Asliye Hukuk Mahkemesindeki 1998/613 E. sayılı dava kazanılıp kesinleştiği takdirde, ... ve ..., taşınmazların muhammen değeri üzerinden ....İstanbul Barosunun en az ücret çizelgesi çerçevesinde ve nispeti üzerinden avukatlık ücreti ödeyeceklerdir.” hükmü bulunmakta olup, davalılar, sözleşmede belirtilen taşınmazların tamamının malikleri olmayıp, belirli oranlarda hisse sahibi olduklarından, sözleşmede geçen “taşınmazların muhammen değeri” ifadesinin, “taşınmazların,
davalıların hisseleri oranındaki muhammen değeri” olarak yorumlanması gereklidir.
Bu nedenle sözleşmede sözü geçen İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 1998/613 E. (bozma sonrasında 2002/385 E. 2002/349 K.) sayılı dava sonunda, kararda belirtilen bağımsız bölümlere ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile muris adına tesciline karar verilmiş olması nedeniyle, dava konusu bu taşınmazların, sözleşme tarihi olan 5.8.2001 tarihi itibariyle davacıların hisselerine tekabül eden değerleri belirlenerek,
belirlenecek bu miktarlar üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması gerekirken, sözleşmede geçen “taşınmazların muhammen değeri” ifadesinin, “taşınmazların, davalıların hisseleri oranındaki muhammen değeri” olarak yorumlanması gerektiği gözardı edilerek, taşınmazların tüm değeri üzerinden muhammen bedel hesabı yapılmak suretiyle vekalet ücretinin tespit edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/13375, K. 2008/2411, 25 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama