Davacı, davalı şirketle yaptığı 26.7.1999 tarihli sözleşme ile avukatlık ve hukuki müşavirlik görevini üstlendiğini, aylık 400,00 YTL ücreti vekalet ile dava ve takiplerdeki karşı taraftan tahsil edilecek ücreti vekaletin kendisine ödenmesi kararlaştırıldığını, sekiz adet icra dosyasında aciz vesikası alınarak, belgelerin davalıya teslim edilmesine rağmen aciz vesikasına bağlanan takip miktarları üzerinden hesaplanan 7.995.18 YTL'nin 337.33 YTL faizi ile beraber tahsili için yaptığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatın hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 7.995.18 YTL üzerinden itirazın iptaline takipten itibaren yasal faiz yürütülmesine fazlaya ilişkin talebin ve icra inkar tazninatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında düzenlenen 26.7.1999 tarihli avukatlık hizmet ve ücret sözleşmesinin 4. maddesine göre 2007/13647-2008/2734
400 YTL aylık net ücret ile dava ve takiplerde karşı taraf vekalet ücretinin davacı avukata ait olacağı kararlaştırılmıştır. Davacı vekil olarak icrada takip ettiği ancak tahsilat yapılamadığı için aciz vesikasına bağlanan 8 icra dosyası için takibe konulan miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre karşı taraftan alınması gereken ancak tahsil edemediği ücreti vekalet alacağı için eldeki davayı açmıştır.
Davacı maktu ücret alacağına yönelik bir talebi olmayıp karşı yandan tahsil edilecek ücreti vakeletlerin henüz tahsil edilememesi karşısında davalıdan tahsilinin talebi MK.'nun 2. maddesinde tarif edilen iyiniyet kuralları ile bağdaşmaz. Buna göre davacı sözleşmenin 4. maddesinde yazılı karşı yandan tahsil edilecek ücreti vekalet alacaklarını bunların tahsil edilememesi nedeniyle talebi mümkün değildir.
Davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kısmen kabulüne ilişkin karar usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.