KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/14152 E., 2008/3666 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2008
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
760 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,davalı ... A.Ş. ile 1.1.1997 ve 25.5.1992 tarihinde imzalamış olduğu Devre Tatil Sözleşmeleri gereğince 31.12.2020 ve 2026 tarihine kadar devre tatil hakkını E-03 nolu dairede 24. E-66 nolu dairede 23.haftalarda kullanmak üzere 7.560 DM ve 6.755 DM ödeyerek satın aldığını ve 2004 tarihine kadar devre tatil hakkını kullandığını,tesisin işletmesinin 1999 yılında diğer davalı ...
AŞ.ye kira sözleşmesi ile devredildiğini,bu davalının yıllık bakım bedeli talep ederek devre tatil hakkını kullandırdığı halde,8.7.2003 tarihinde tesisin bulunduğu taşınmazın üst hakkını,önceki üst hakkı sahibi olan ...
AŞ.’nin Tutes AŞ ile yaptığı kira sözleşmesi şerhleri ile devraldığını ve 5.yıldızlı tatil köyü haline getirdiğini,kira sözleşmesi süresince devre tatil hakkını kullandırdığını ancak kira sözleşmesinin süresinin bitmesi,devre tatil sözleşmesinin tarafı olmamasını gerekçe göstererek 2004 yılından itibaren tatil hakkını kullandırtmadığını bildirerek 2004 yılı tatil bedeli ile manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş,18.12.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile de sözleşmenin iptali ile 2004 yılında kullandırılmayan tatil bedeli olarak 1.890 YTL ile bakiye yıllara ait tatil hakkının
kullandırılmayacak olması nedeniyle 37.800 YTL maddi tazminatın ve 5000 YTL manevi tazminatın zarar tarihinden itibaren reeskont faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Turizm İşletmeleri A.Ş, tesisin diğer davalı tarafından kira sözleşmesine istinaden işletildiğini, bilahere üst hakkının devralındığını,kendilerinin sorumluluğu kalmadığını, kaldı ki devre tatil sözleşmesini dava dışı EDT şirketi namına imzaladıkları için kendilerine husumet düşmeyeceğini savunmuş,diğer davalı ...
AŞ devre tatil sözleşmesinin tarafı olmadıklarını,daha önce kira sözleşmesine istinaden devre tatil hakkını kullandırdığını,üst hakkını devralarak burada tesisi inşaa ettiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, taraflar arasında düzenlenen devre tatil sözleşmesinin feshine, davacının yararlanamadığı 2004 yılı devre tatil bedeli olan 1.590 YTL ile E/66 nolu daire bakımından bakiye 16 yıllık sürenin karşılığı olan 12.720 YTL ve E/03 nolu daire için bakiye 22 yıllık sürenin karşılığı olarak 17.490 YTL olmak üzere toplam 31.009 YTL’nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ...
AŞ tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, 2004 yılı devre tatil hakkını kullanmak üzere yıllık bakım ücretinin davalılarca kabul edilmediğini, ihtarına da cevap verilmediğini belirterek, sözleşmenin feshi ile haksız fesih nedeniyle tatil hakkı kullandırılmayan sözleşmenin kalan süresi için maddi tazminat ile manevi tazminat istemi ile eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, sözleşmenin feshi nedeni ile davacının ileriye yönelik kullanamayacağı yıllar için uzman bilirkişice devre tatil hakkının tanındığı tatil köyü ile aynı düzeyde başka bir tatil yerinde, sözleşmede tanınan haklar çerçevesinde tatil yapmanın gerektireceği masraflar hesap edilerek bulunan iskontolu hesap yöntemine göre belirlenen miktarın ödetilmesine karar verilmiş ise de davacının devre tatil sözleşmesini yaptığı 25.5.1992 ile 1.7.1992 tarihlerinde,iki adet devre tatil bedelini 14.315 DM olarak ödediği taraflar arasında tartışmasızdır.
İadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme
tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi menfaatler dengesine uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki miktar iade borçlusu yedinde haksız miktar olarak kalacak, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin yerine getirmekten kaçınmalarına neden olacaktır. Bunun aksi bir durumu ise, iade alacaklısının haksız zenginleşmesine neden olacaktır.
Ancak somut olayda taraflar sözleşmeyi yaparken döviz üzerinde yaptıklarına göre dövizin TL karşısındaki değer kazanmasının taraflarca bilindiği ve ilerideki bir fesih durumunda tarafların paranın enflasyonist etkenler nedeniyle değer kaybetme olasılığına karşı tedbir almayı hedeflediklerini kabul etmek gerekir.
Hal böyle olunca mahkemece fesih tarihinden itibaren davacının devre tatil olarak yararlanamadığı süre ile önceki dönemlerde yararlandığı sürelerin tespit edilmesi, davacının ödediği tüm bedelin ileriye yönelik kullanılmayan sürelere tekabül eden döviz bedeli oranının belirlenerek kalan yıllar için bu bedelin ne kadar olduğunun hesaplanması ile belirlenecek döviz cinsinden bedelin talebin TL olduğu dikkate alınarak dava tarihindeki TL karşılığına hükmedilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/14152, K. 2008/3666, 13 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama