KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/14292 E., 2008/3374 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
357 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ...gelmiş, davacı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların murislerinden 17.5.1993 tarihinde bir dubleks daire satın aldığını, daha sonra bu yerin üst katının dava dışı belediye tarafından yıktırıldığını ileri sürerek 40.000 YTL tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... diğer davalının dava tarihinden önce vefat ettiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra davacının talepte bulunamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak ve bu raporda bulunan miktardan dava tarihinden önce vefat eden diğer davalı ...'nın miras hissesi oranında indirim yapılmak suretiyle 22.250 YTL'nın davalı ...'ndan tahsiline diğer davalı hakkında karar ittihazına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, bu davasını ... ve ...'na karşı açmıştır. HUMK'nun 388/2 maddesi hükmüne göre tarafların isim, şöhret, sanat ve ikametgahlarının hükümde açıkça gösterilmesi zorunludur. Davalılardan ...'nın davadan önce ölmüş olması karara isminin yazılmamasını gerektirmez. Mahkemenin yasanın anılan maddesi hükmünü gözardı ederek karar dadavalılardan...'nın ismini göstermemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Mahkemece yüze karşı verilen kısa kararda "davanın kısmen kabulüne" şeklinde hüküm kurulduğu halde gerekçeli kararda "22 500 YTL'nın davalı ...'den tahsiline, diğer davalı hakkında karar ittihazına yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulmak suretiyle kısa kararla sonradan yazılan gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuştur. kararların birbirlerine aykırılık teşkil etmesi aleniyet ve itimat prensibini zedeler. Mahkemenin HUMK'nun 388. maddesi hükmünü gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenlerine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/14292, K. 2008/3374, 11 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama