KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/15316 E., 2008/5463 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.031 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki avukatlık ücreti alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı ... ve vekili avukat ... Ocak gelmiş davalı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, avukat olduğunu, davalı banka ile 8.5.1996 tarihinde düzenledikleri hukuk müşavirliği sözleşmesi gereğince davalının bir çok şubesinin üçüncü kişilerden olan alacaklarının tahsili amacıyla çeşitli icra dosyalarıyla davalıya vekaleten takipler başlattığını, bu takipler devam ederken davalının kendisini haksız olarak azlettiğini, aralarındaki sözleşme gereğince davalının kendisine başlatılan bu takipler nedeniyle %4 oranında teşvik primi ödemesi gerektiği gibi, karşı taraftan tahsil edilecek vekalet ücretini de ödemesi gerektiğini, bu nedenle davalıdan tahmini olarak 568.860.304.000 TL alacaklı bulunduğunu ileri sürerek,
fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle şimdilik bu miktar toplam alacaktan ... Şubesi ile ilgili olarak 16.823.883.502 TL ve Çarşı Şubesi ile ilgili olarak 84.524.079.366 TL olmak üzere toplam 101.347.912.868 TL alacağın 8.3.2000 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının vekalet görevini suistimal etmek-görevi kötüye kullanmak ve hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçlarından dolayı savcılığa şikayette bulunduklarını, davacı hakkında Ağır Ceza Mahkemesinde kamu
2007/15316-2008/5463
davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, haklı olarak azledilen avukatın hiçbir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dosyadaki belgeler ve bilirkişi raporu da esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, 98.564,92 YTL’nin 30.9.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle taraflar arasında görülüp kesinleşen ... Baro Hakem Kurulunun 2002/84 esas, 2002/69 sayılı kararı kapsamından davacı avukatın azlinin haksız olduğunun açıkça anlaşılmasına, kesinleşen bu karar karşısında adı geçen avukatın azlinin haklı bulunup bulunmadığı hususunun tekrardan incelenip araştırılmasına yasal olanak bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, dava dilekçesinde ve mahkemeye verdiği takip ettiği icra dosyalarını gösterir listelerde davalı bankanın ... ve Çarşı şubelerinin alacaklarının tahsili için başlattığı icra takiplerinin dosya numaralarını, borç miktarlarını, bu miktarlar üzerinden sözleşme gereği %4 ücreti ile avukatlık tarifesi gereğince hesaplanacak ve karşı taraftan tahsil edilecek vekalet ücreti miktarlarını göstererek talepte bulunmuş olup, davalı ise bu talepler yönünden bir kısım ödemelerin yapıldığını, bir kısım vekalet ücretlerinin haricen tahsil edildiğini savunmuştur.
Hükme esas alınan 2.5.2007 ve 23.8.2007 tarihli rapor ve ek raporlarda ise davacının bildirdiği takip dosyalarının miktarları icra müdürlüklerinden sorulmak suretiyle bildirilen miktarlar esas alınmak suretiyle hazırlanmıştır. Diğer taraftan anılan raporlarda davacının takip ettiği icra dosyaları yönünden davalı yanca yapılan bir ödeme kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir.
Oysa dosya içersinde taraflarca ibraz edilen tahsilat ve ödeme makbuzları da incelenmemiş olup, bundan ayrı olarak talep edilen miktarla icra takibine konu miktarın örtüşüp örtüşmediği, talebin aşılıp aşılmadığı veya eksiklik varsa ne miktar olduğu hususları da açıklığa kavuşturulmamıştır. Raporda, azil tarihine kadar tahsil edilen veya tahsil edilmiş sayılan miktarlar gösterilmemiş, sadece “tahsili mümkün” ibaresi ile tüm icra dosyaları yönünden ücret hesaplanmıştır.
Anılan rapor bu yönleriyle eksik incelemeye dayalı olup, yetersiz ve denetime elverişli değildir. O nedenle bu rapora itibar edilemez.
Avukatlık kanununun 164/son maddesi hükmüne göre, karşı tarafa yüklenen ücret avukata aittir. Görülmekte olan davada davacı, Avukatlık Kanununun 164/son maddesine göre hasıma yükletilmesi gereken ücreti de talep etmiştir. Karşı tarafa tahmil edilecek vekalet ücretinin miktarı, dava ve icra takibinin sonuçlanması ile belli olur. Vekil edenin avukatına ödeme borcu da, bunun karşı taraftan tahsil edildiği anda doğar.
Henüz karşı taraftan vekalet ücreti alacağını tahsil etmemiş olan müvekkilden, avukat bu ücret alacağını isteyemez.
Ancak kural böyle olmakla birlikte hakim bu kurala sıkı sıkı bağlanmamalı, Avukatlık kanununun 164/son maddesine işlerlik kazandıracak şekilde her olayın özelliğine, durum ve şartlarına göre değerlendirme yapılmalı, özellikle MK’nun 2. maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılmasına dürüstlük kurallarının ihlaline izin verilmemeli, gerektiğinde müvekkilin bu alacağını da karşı taraftan tahsil etmiş olduğu kabul edilmelidir.
Somut olayımızda davacı ancak azil tarihine kadar sonuçlandırdığı, dosyalar ile yine aynı tarih itibariyle karşı taraftan tahsil ettiği veya tahsil etmiş sayılabileceği ücretleri isteyebilir. Tahsilat olmayan veya tahsil etmiş kabul edilemeyeceği dosyalarla ilgili olarak davacı bir ücret talebinde bulunamaz.
Davacının azlinden önce işlemden kaldırılan yada onun ihmali neticesinde tahsilatın geciktiği veya yapılamadığı takip dosyaları yönünden davacı vekalet ücreti adı altında hiçbir ücret isteyemeyeceği gibi, karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti yönünden de azil tarihi itibariyle tahsil edilmeyen veya tahsil edilebilirlik aşamasına gelmeyen takip dosyaları yönünden de talepte bulunamaz.
Diğer taraftan davacı, davalı vekili olarak aynı alacak nedeniyle değişik şahıslara karşı ayrı ayrı birden fazla (ipoteğin veya rehnin paraya çevrilmesi, adi takip veya kambiyo hukukuna dayalı takip gibi) takip başlatmışsa aynı alacak nedeniyle birden fazla vekalet ücretine hükmedilmeyeceği de gözden uzak tutulmamalıdır.
Hal böyle olunca mahkemece, 2 ayrı banka şubesinin icra dosyaları, içerisinde uzman bir muhasebecinin de bulunduğu bilirkişi kurulu aracılığıyla ayrı ayrı yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 8.5.1996 tarihli sözleşme ve bu sözleşmenin (2) bendindeki davacıya “tahsil edilen paralardan %4 teşvik primi adı altında vekalet ücreti ödeneceği” hükmü de gözetilmek suretiyle titizlikle her bir takip dosyası incelemeye tabi tutulmalı,
her bir banka şubesinden davacının talep edebileceği vekalet ücreti alacağı ile karşı tarafa yükletilmesi gereken vekalet ücreti alacağından azil tarihine kadar tahsil edilmiş veya tahsil aşamasına gelmiş alacak miktarları belirlenmeli, bundan sonra tarafların sundukları ödeme belgeleri ve serbest meslek makbuzları da göz önünde bulundurmak suretiyle banka şubelerinin defter ve kayıtları incelenmeli, her bir icra dosyası için varsa ödenen meblağ tespit edilerek hak edilen vekalet ücretinden düşülmeli, sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Bu yönler gözetilmeksizin yetersiz bilirkişi kurulu raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4-Davalı eski ünvanı Toprakbank A.Ş.’nin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiği, bilahare külli halefiyet prensipleri çerçevesinde Bayındırbank A.Ş.bünyesinde birleştirildiği ve Fon Kurulu kararı ile unvanının Birleşik Fon Bankası A.Ş. olduğu anlaşılmaktadır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140.maddesi hükmü gereğince fon bankalarını her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu hususu göz ardı edilerek davalıya harç yüklenmesi de ayrıca usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/15316, K. 2008/5463, 17 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama