KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/16175 E., 2008/6321 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
674 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadğından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya 30.000 dolar borç para verdiğini, davalının borcunu ödeyememesi üzerine davalıya ait yazlığın 185.000 dolar bedelle kendisine satılması hususunda anlaştıklarını, bu kapsamda başlangıçta verilen borç miktarının da satış bedeline sayılmak suretiyle toplam 87.745 dolar ödeme yaptığını, bilahare davalının yazlığı satmaktan vazgeçtiğini, ödediği bedelin 81.000 dolarını iade ettiği halde bakiye 6.500 dolar asıl alacak ile işlemiş faizinin tahsili için başlattığı icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıdan ödünç para almadığını, aralarında sadece kendisine ait yazlığın davacıya satışı hususundan doğan ihtilaf bulunduğunu, davacının satış bedeline mahsuben 85.000 dolar ödediğini, bunun 81.000 dolarlık kısmını iade ettiğini, bakiye 4.000 doların davacının yazlığı almaktan vazgeçmesi nedeniyle üçüncü şahsa daha ucuza satılması nedeniyle uğradığı zarara karşılık davacı payına düşen kısım olduğunu, ayrıca davacı tarafından gönderilen 2.745 doların ise yazlığa ait bakım, onarım, vs gideri olarak davacı adına harcandığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 4.000 dolar asıl alacak ve 450 dolar işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.450 dolar üzerinden itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren döviz faizi uygulanmasına, fazla isteğin reddine,alacak likit ve belirgin olmadığından %40 tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, başlangıçta 30.000 dolarlık kısmı borç olmak üzere davalıya ait yazlığın kendisine satılması karşılığında toplam 87.745 dolar ödediği halde davalının 81.000 dolar iade ettiğini ileri sürerek bakiye alacağı olan 6.500 doların tahsili için başlattığı takibe itirazın iptalini istemiştir.
Davalı ise davacının kendisine toplam 87.745 dolar ödediğini kabul etmekle beraber bunun 85.000 dolarının satış bedeli olarak, 2.745 dolarının ise yazlığı ait bakım, onarım gideri olarak harcandığını savunmuştur. Taraflar arasındaki tapulu taşınmazın satışına yönelik harici sözleşme, Borçlar kanunu 213, Tapu Kanunu 26-27, Medeni kanun 705, Noterlik Kanunu 44 maddeleri uyarınca resmi biçimde yapılmadığı için geçersizdir.
Hukuken geçersiz sözleşmelerde taraflar aldıklarını haksız iktisap hükümlerine göre aynı anda birbirlerine iade etmek zorundadır. Davalı satışın gerçekleşmemesi nedeniyle uğradığı zararı davacıdan talep edemeyeceği gibi davacının kullanım ve tasarrufuna geçtiği ispatlanamayan yazlık için yapılan bakım ve onarım giderlerini de isteyemez.
O halde bu satış sözleşmesi gereğince ödenen tüm miktarın davacıya iade edilmesi gerektiği göz önünde tutularak ve talep miktarı da nazara alınmak suretiyle icra takibi ile istenen 6.500 dolarlık asıl alacağın tümü yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen red kararı verilmesi usul ve yasa aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-İ.İ.K nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu asıl alacak değerlendirildiğinde; likit olup asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup ayrıca bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/16175, K. 2008/6321, 8 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama