KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/7967 E., 2007/11224 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, davalı ile yapılan ortaklık anlaşması gereğince ortak olan firmaların günlük ürettikleri ürünlerin ... yönetimi tarafından üçüncü kişilere satışının yapılacağının, birliğe üye firmaların ... adına da olsa işletmesinden üçüncü kişilere satış yapamayacağının karalaştırıldığını, tüm ortaklardan sözleşmeye aykırılık halinde işleme konulacak 5.000 YTL ve 25.000 YTL’lik senetler alındığını, ortaklıktan doğan taahhütlerini yerine getirmelerine rağmen üçüncü kişilere satış yaptıklarından bahisle davalı tarafından 5.000 YTL’lik senet nedeniyle takip başlatıldığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tesbitine, senedin iptaline kara verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının ortaklık anlaşmasına uymadığını, bu durumda alınması kararlaştırılan cezai şartın tahsili için takip başlattıklarını savunarak, davanın reddine, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının ortaklık hükümlerine aykırı hareket ettiğinin kabulü ile davanın reddine, 12.000 YTL inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK.nun 72/IV maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının reddi üzerine davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için dava sırasında verilip uygulanan bir ihtiyati tedbir kararıyla alacaklının alacağını geç almasına sebebiyet verilmiş olmalıdır. Temyize konu davada davacı, aleyhine başlatılan icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını talep etmişse de, 26.8.2005 tarihli tensip kararında davacının bu talebi reddedilmiştir.
Bu durumda davacı borçlu aleyhine inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek davalılar yararına inkar tazminatına hümedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2007/7967, K. 2007/11224, 1 Ekim 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama