KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/10272 E., 2009/1400 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
443 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1/59 hissesine sahip olduğu 1247 parsel nolu taşınmazdaki bu hisseyi satması için davalıya vekalet verdiğini, davalının tapuda satış işlemini gerçekleştirdiğini ancak bedeli ödemediğini, bu bedelin günümüze uyarlayarak icra takibi başlattığını ancak davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacının verdiği vekalet ile tapuda davacı adına vekaleten devir işlemini gerçekleştirdiğini, davacının alacağını alıp alıcı kooperatifi ibra ettiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, vekil olan davalının almış olduğu bedeli faizi ile iade etmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 20,64 YTL asıl alacak ve 20.11.1996 tarihinden kanuni faizi ile devamına, asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının, davacı adına tapuya kayıtlı 1247 nolu parseldeki 1/59 hisseyi davacının vekili sıfatıyla 20.11.1996 günü üçüncü kişiye sattığı ve satış bedelinin davalı vekil tarafından alındığı dosyadaki satışa ilişkin akit tablosundan anlaşılmaktadır. Davacının bu davadaki alacak isteminin, vekalet görevinin kötüye kullanılması, özellikle de, vekilin özen ve sadakatle iş görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranılması hukuksal nedenine dayandırıldığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 392/1) Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler evleviyetle dahildir.
Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır. Davalı, davacının talimatı ile devri gerçekleştirdiğini ve alıcı kooperatifi ibra ettiğini savunmuş ise de, bu savunmasını yasal delillerle kanıtlayamamıştır.
Buna göre, iade yükümlüğünün tespitinde, taşınmazın davalı tarafından üçüncü kişiye satıldığı 20.11.1996 tarihi itibariyle gerçek sürüm değeri esas alınmalıdır. Bu nedenle mahkemece keşif yapılarak taşınmazın gerçek sürüm değeri ve davacının hissesine isabet eden bedel belirlenmeli, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Bu yön gözardı edilerek eksik inceleme ile resmi senetteki satış bedeli üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/10272, K. 2009/1400, 10 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama