Davacı, abone olan davalının kaçak su kullandığını, tarife gereğince tahakkuk edilen borcun ödenmesi istenmesine rağmen ödemediğini, yapılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, kaçak su kullanılmadığını, tutanağın tek başına delil olamayacağını,uygulanan cezanın fahiş olduğunu,icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 1.153,50 YTL asıl alacak ve 62,00 YTL işlemiş faiz ve asıl alacağa takip tarihinden yasal faiz uygulanarak devamına, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, aboneliğin bulunduğu adreste kaçak kullanılan su bedelinin tahsiline ilişkin itirazın iptali davası olup, mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak davalının kaçak kullandığı su bedeli ve ceza miktarı belirlenmiş ve ... Büyükşehir Belediyesince 14.03.2008 tarihinde yapılan tarifeler yönetmeliğindeki değişiklik ile ceza oranının %3’e indirildiği ve bunun kaçak kullanan lehine bir düzenleme
2008/12520-2009/3877
olduğu için davalıya da uygulanması gerektiği kabul edilerek bilirkişi raporu ile belirlenen miktar ½ oranında indirilmiştir. Oysa kaçak tutanağı 17.08.006 tarihinde düzenlenmiş olup, 2008 yılında tarifede yapılan değişiklik bu olayda uygulanamaz. Mahkemece bu indirim yapılmaksızın karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davacı itirazın iptali ile birlikte inkar tazminatını talep etmiştir. İ.İ.K.nun 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir.İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edilen ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde asıl alacak üzerinden icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece davacının bu istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 24.3.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.