KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/14140 E., 2009/7015 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı ... avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı ... vekili avukat ... gelmiş, diğer davalı tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı mal sahibi ...’e ait 2 nolu mesken ile yanında kardeşine ait 1 nolu meskeni bir bütün halinde ... yeri olarak kiraladığını, 1 ve 2 nolu meskeni satın almak için anlaştıklarını, davalıda kardeşinin vekaletnamesinin olduğunu,ancak 10 yılı doldurduğu için bu vekaletname ile devir yapılamadığını, bunun üzerine davalı ile 12.1.2007 tarihli ön alım akdi hakkı anlaşmasının yapıldığını, tapuya şerh verilerek 1 aylık ön alım hakkı için süre tanınacağı ve bu süre içinde 3. şahsa satılırsa 650 000 USD ödeneceğinin kararlaştırıldığı,
davalı ...’in taşınmazı 16.1.2007 tarihinde diğer davalılara 1.400.000,00 YTL gibi çok fahiş bir değere sattığını , bu satımın muvazaalı olduğunu ileri sürerek satımın iptali ile ön alım hakkının tespit ve tesciline , aksi taktirde 650 000 USD nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mehdi ,ön alım hakkının tapuya şerh edilmediğini, tapulu taşınmazın haricen satımı için yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğunu, satımın gerçek bir satış olup, paranın 2008/14140-2009/7015
banka kanalı ile ödendiğini , diğer davalılar da iyi niyetli olduklarını, emlakçı aracılığı ile taşınmazı satın aldıklarını, tapuda şerh olmadığından geçerli bir ön alım akdi sözleşmesinin olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, tapu iptali tescil talebinin reddine ,davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile cezai şartın 9/10 oranında indirilerek 65 000 USD nin faizi ile tahsiline, diğer davalılara ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının ve davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı ile davalı ... arasında yapılan 12.1.2007 tarihli ön alım sözleşmesi ile davalıya ait 24/330 arsa paylı meskenin 1 ay içinde 650.000 USD bedelle davacıya satışı konusunda ön alım sözleşmesi imzalandığı, bu hakkın tapuya şerh edilmesinin öngörüldüğü, bir aylık süre dolmadan taşınmazın 3. kişilere satılması halinde alıcıya 650.000 $ ödeneceğinin kararlaştırıldığı taşınmazın bu süre dolmadan 16.1.2007 tarihinde 3. kişilerce 1.400.00 YTL bedelle satıldığı dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu hususlar tarafların ve mahkemeninde kabulündedir.
Davalının sözleşmeye aykırı davrandığı sabittir. Bu nedenle davacı sözleşmeden doğan ceza-i şartı isteyebilir. Ne var ki BK'nun 161/son maddesi gereğince TTK'nun 24. maddesindeki hal dışında hakim ceza-i şartın fahiş olması halinde bunu resen indirmekle yükümlüdür.
Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı incelenirken tarafların ekonomik durumu özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu (edimini) yerine getirmemiş olması dolayısıyla sağladığı yarar borçlunun kusur derecesi dikkate alınarak tayin edilmeli ve alacaklının bundan sağlayacağı yarar değerlendirmeye tabi tutulup hüküm altına alınarak ceza miktarı hak adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tesbit edilmelidir.
Bu Somut olayda yukarıda açıklanan ilkeler ışığında yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın "tarafların mali, sosyal ve içtimaci durumları göz önüne alınarak" denmek suretiyle soyut ifadelerle sonuca gidilmesi doğru değildir. Bu nedenle mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılarak dayanılan somut gerekçelerde belirtilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve ya saya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2008/14140-2009/7015
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/14140, K. 2009/7015, 22 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama