KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/15423 E., 2009/5080 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
306 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı Cumali Genç’in kredi kartı sözleşmesinin kefili olduğunu, sözleşmede kefalet limiti 250 YTL olarak gösterilmesine rağmen davalının kendisine karşı 1.434 YTL üzerinden takip başlattığını, neticede icra dosyasına 4.370 YTL ödemek durumunda kaldığını ileri sürerek fazladan ödenen 3.433.68 YTL nın istirdadına %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının borcun tamamından sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, fazladan tahsil edilen 2.984.83 YTL nın tahsiline, davalının asıl alacağın %40 oranında tazminata mahkumiyetine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle mahkeme kararın karar başlığına ‘’Tüketici Mahkemesi’’ ibaresinin yazılmamış olması, maddi hataya dayalı olup, mahalli mahkemesince düzeltilmesinin her zaman mümkün bulunmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK'nun 72/5 maddesi hükmünce menfi tespit davası borçlu lehine hükme bağlanırsa, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması durumunda talep üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın, alacaklıdan tahsiline karar verilir. Somut
2008/15423-2009/5080
olayda davalının yaptığı icra takibinde kötü niyetli olduğu ispat edilememiştir. Hal böyle olunca davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemenin bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/15423, K. 2009/5080, 14 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama