KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/1563 E., 2008/6903 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
392 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, amcası olan davalının ihale yolu ile icradan satın aldığı 5 numaralı parselde kayıtlı 5 no’lu daireyi kendisine 10.12.2003 tarihinde sattığını, satın aldığı bu yere dava dışı ... ’ın müdahalede bulunması üzerine adı geçen şahsa karşı tahliye davası açtığını,bu davanın görülmesi sırasında 8.4.2005 tarihli oturumda kendisine satılan daireinin gerçekte bulunmadığını ve esaslı hataya düşürüldüğünü anladığını,sözleşmenin yapıldığı anda mevcut olan ayıbın bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıktığını ileri sürerek sözleşmenin feshine ödenen 17.000 YTL nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,davacıya satılan dairenin gerçekte bulunmadığının davacının dava dışı ... ceylan’a karşı açtığı tahliye davası sırasında 18.10.2004 tarihinde öğrenildiği,eldeki davanın ise bir yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 24.10.2005 tarihinde açıldığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş;hüküm,davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taşınmaz alımı konusunda esaslı hataya düşürüldüğünden bahisle talepte bulunmuş; mahkemece de davacının dava dışı ... ’a karşı Keşap Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/145 esas sayılı dava dosyasının 18.10.2004 tarihindeki keşfi sırasında kendisine satılan dairenin gerçekte bulunmadığını öğrendiği,eldeki davayı da B.K 31 maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra 24.10.2005 tarihinde açtığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Oysaki; anılan dava dosyası içerisindeki 18.10.2004 tarihli keşif tutanağı kapsamından bu tarih itibarıyle davacıya satılan 5 numaralı dairenin gerçekte bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Bahse konu tutanaktaki "davalının oturduğu üst katında mesken olarak kullanılan herhangi bir kısmın olmadığı görüldü" şeklindeki mücerret beyanda davacının bu tarih itibarıyle gerçekte olmayan dairenin kendisine satıldığını öğrendiğini göstermez.
Nitekim anılan dava dosyasında mahkeme de bu konuda terettüde düştüğü için keşif tarihinden sonra taşınmazın inşaat ruhsatı ve tapu kaydını celp etmiş ve davaya konu edilen dairenin gerçekte bulunmadığını saptanmıştır. Bu durumda davacının kendisine satılan dairenin gerçekte bulunmadığını ve hataya düşürüldüğünü bilirkişinin anılan dosyaya raporunu ibraz ettiği 3.11.2004 gününde öğrendiğinin kabulü gerekir.
Nitekim davacı da bu tarihte öğrendiğini beyan etmektedir.Bu tarih ile eldeki davanın açıldığı 24.10.2005 tarihi arasında B.K 31 maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre dolmadığına göre işin esası incelenip,sonucuna göre bir karar verilmelidir.Bu yönün gözetilmemiş olması,usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/1563, K. 2008/6903, 20 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama