KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/16329 E., 2009/2051 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
742 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı, davalılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların vekili olarak murislerinden kalan taşınmazlarla ilgili 4 dava takip ettiğini, bir kısım parsellere ilişkin davaların kabul edildiğini, kadastro mahkemesinde aleyhe açılan davaların redle sonuçlandığını, davaların uzun sürmesi nedeniyle avukatlık ücret sözleşmelerinin sürekli yenilendiğini, son sözleşmenin 7.4.1999 tarihli olduğunu, bu sözleşme gereğince taşınmazların rayiç değerinin %10 unu ödemeyi kabul ettiklerini, bedelin taksit ve satış şartına bağlandığını ancak 926 parselin satıldığı halde ücretinin ödenmediğini, bir kısım davalıların azilname gönderdiğini, diğerlerinin de aynı düşüncede olduklarını,
ihtara rağmen ücretini ödemediklerini, davalılar aleyhine 494 900 YTL üzerinden yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, fazlasını saklı tutarak 150.000,00 YTL üzerinden itirazın iptali ile %40 inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, avukatlık ücret sözleşmesinin, hasılı davaya iştirak niteliğinde olduğundan geçersiz olduğunu, sözleşmede hepsinin imzasının bulunmadığını, bir kısmının davalıyı azletmediğini, ücret ödenmesinin taksim ve satış şartına bağlı olup bir kısım davaların halen sürdüğünü, istenilen bedelin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne, 123.290,00 YTL üzerinden itirazın iptaline, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalıların vekili olarak takip ettiği davalardaki vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Mahkemece 7.4.1999 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi esas alınarak hüküm kurulmuştur. Davacının davalıların vekili olduğu yönünde taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak hükme esas alınan 7.4.1999 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi sadece davacı ile davalılardan ..., ... ve ... arasında düzenlenmiştir.
Diğer davalıların bu sözleşmede imzaları bulunmamaktadır. Ayrıca hükme dayanak yapılan bu avukatlık ücret sözleşmesi o tarihte yürürlükte olan Avukatlık kanunu hükümlerine tabidir. Dosyaya ibraz edilen sözleşmede ücretin “... konusu parsellerin rayiç bedelinin %10’u ve bu ücretin taşınmazların taksim ve satış sonunda ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Bu kararlaştırma, rayiç bedelin denmek suretiyle hasılı davaya iştirak niteliğinde olduğu gibi başarıya göre değişen bir hükümde değildir. Bu nedenle bir kısım davalılarla yapılan bu ücret sözleşmesi geçersizdir. Davacı, ancak dava tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden dava değeri üzerinden hesaplanacak avukatlık ücretini talep edebilir. Mahkemece bu hususun gözetilmemiş olması da usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
3-Dosyada mevcut azilnameler ile taraf beyanlarından davalıların hepsinin davacıyı azletmediği, sadece ... ve ...’ın davacıyı azletmiş olduğu görülmektedir. Ancak bir tanesi dışında davaların sonuçlandığı, ihtara rağmen davacı ücretinin ödenmediği de sabittir. Bu durumda davalılar, davacıya karşı Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanacak ücretten payları oranında sorumludurlar. Yani davalılar da geçersiz sözleşmeye dayanarak ücretin taksim ve satış şartına bağlı olduğunu ileri süremezler. Mahkemece hükmedilecek ücretten davalıların payları oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da bozma sebebidir.
4-Davacı, davalılar vekili olarak 4 ayrı dava takip ettiğini ileri sürerek bunlardan doğan ücretini talep etmiş, mahkemece sadece 7.4.1999 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde belirtilen 570, 1049 ve 677 parseller gözetilerek hüküm kurulmuştur. Oysa davacı talebinde 255, 326, 926 ve 1117 parsellere yönelik davalar hakkında da talepte bulunmuş, mahkemece bu parsellere yönelik araştırma yapılmamıştır. Mahkemece davacının talebinde olan 255, 326, 926, 117 parsellerde nazara alınarak davacı ücretinin hesaplanması için bilirkişiden rapor alınmak suretiyle hüküm kurulmamış olması bozma sebebidir.
5-İİK.nun 67/2 maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi, alacağın likit ve muayyen olması veya belirlenebilir nitelikte olması gerekir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında, somut olayda, yanlar arasında geçerli bir avukatlık ücret sözleşmesi olmadığından davacının alacağı avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri gereğince tesbit edilecektir. Tarifeye göre tesbit edilecek ücreti vekalet alacağı ise belirlenebilir niteliktedir. Bu nedenle davacının hüküm altına alınan ücreti vekalet alacağı için icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/16329, K. 2009/2051, 19 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama