KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/2932 E., 2008/8016 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
642 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya satmış olduğu daire bedelinin, bir kısmının nakit para, diğer kısmının da sözleşme eki olan listede belirtilen boya malzemeleri karşılığında ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalının sözleşme şartlarına uymadığını, dairenin tapusunu almasına rağmen bakiye satış bedeli olan 52.500,00 YTL’yi ödemediğini ileri sürerek, anılan miktarın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalının ödemediği bakiye satış bedeli olan 41.614,57 YTL’nin faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar.
Tüketici ise “bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
2008/2932-8016
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gereklidir. Yasada açıklandığı üzere tüketici, bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişidir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında düzenlenen 19.2.2004 tarihli satış sözleşmesi ile davacı müteahhit tarafından inşa edilmekte olan binanın 14 no’lu dairesinin davalıya satıldığı, dairenin satış bedelinin bir kısmının, boya imalatına ilişkin ticari işletme sahibi bulunan davalı tarafından teslim edilecek boyalar karşılığında ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Davalının, tacir olduğu sabit olmakla beraber, satıma konu olan dairenin davalı tarafından hangi amaçlarla satın alındığı konusunda ise dosyada herhangi bir bilgi veya taraf beyanı bulunmamaktadır.
Davalının dava konusu daireyi, az yukarda açıklanan 4077 sayılı Yasanın “tüketici” tanımında belirtildiği üzere mesleki veya ticari amaçlarla değil de, özel kullanımı için satın almış olması halinde, taraflar arasındaki satım sözleşmesinde davalının, taraf olarak 4077 sayılı yasada tanımı yapılan “tüketici” sıfatında olduğunun, dava konusu uyuşmazlığın da söz konusu yasa kapsamında bulunduğunun kabulü gereklidir.
Bu durumda davada görevli mahkeme de genel mahkeme değil, Tüketici Mahkemesi olacaktır. O halde genel mahkeme niteliğindeki Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan bu davada, öncelikle mahkemenin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi, bunun için de satıma konu olan dairenin hangi amaçlarla satın alındığı konusunda inceleme ve araştırma yapılması zorunludur. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi mahkemece resen dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle mahkemece davada öncelikle, tacir olan davalı tarafından dava konusu dairenin hangi amaçlarla satın alındığı taraflardan sorulup araştırılarak sonucuna göre, uyuşmazlığın Tüketici Yasası kapsamında kaldığının tespiti halinde; ...’te ayrı bir Tüketici Mahkemesi mevcutsa dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmeli, ayrı bir Tüketici Mahkemesi bulunmaması halinde ise ara kararı ile davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılmalıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan bu davada, ancak taraflar arasındaki uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi kapsamında bulunmadığının kesin olarak tespiti halinde, işin esasının incelenmesine geçilmesi gerekirken, mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, davada öncelikle dikkate alınması gerekli olan “görev” hususunda gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmadan işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı
2008/2932-8016 gerektirir. 2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/2932, K. 2008/8016, 9 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama