KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/485 E., 2008/7538 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketin inşaa ettiği binadan 30.10.1997 tarihli sözleşme ile daire satın aldığını, dairenin 31.12.2002 tarihine kadar bitirilip teslim edilmesini kararlaştırıldığını, ancak davalının inşaata henüz başlamadığını ileri sürerek ödediği 850.000.000 TL'nın 30.10.1997 tarihinden itibaren dolar veya külçe altın üzerinden hasaplanarak banka reeskont faizi ile birlikte iadesini, ödemesi gereken kira bedellerinden dolayıda 10.800.000.000 TL'nın tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle davacının ancak ödediği bedeli talep edebileceği, sözleşmenin feshinin talep edilmiş olması nedeniylede kira kaybının istenemeyeceği gerekçesiyle sözleşmenin feshine, davacını ödediği 850.000.000TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses,
2008/485-7538 görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Taraflar arasındaki somut uyuşmazlıkta davalı şirket adına 6.6.1997 tarihinde tescil edilen taşınmaz üzerinde davalı tarafından yapılacak binadaki dairenin davacıya satışı hususunda 30.10.1997 tarihli sözleşmenin aktedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı şirketin kendi arsası üzerine inşaa edeceği binadaki dairenin satışına ilişkin 30.10.1997 tarihli sözleşme, resmi şekilde düzenlenmediği ve davalı şirkette müteahhit sıfatını taşımadığı için geçersizdir. Sözleşme geçersiz olduğu için geçerli sözleşmelerde uygulanma olanağı bulunan 4077 sayılı yasanın olayda uygulanması olanaklı olmayıp, bu bağlamda davanında Tüketici Mahkemesinde görülmesi olanaklı değildir.
Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek genel mahkemenin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına, girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelemesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/485, K. 2008/7538, 2 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama