KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/5238 E., 2008/10666 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
565 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... vekili avukat ... gelmiş diğer davalı ve davacılar tarafından gelen olmadığından yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davacı ...’ın hamileliği boyunca davalı Dr. ... kontrolünde olduğunu, doğumunda aynı doktor tarafından gerçekleştirildiğini, bebeğin kilolu olmasına rağmen sezeryan yerine normal doğum yaptırıldığını, doğum sırasındaki dikkatsizlikler nedeniyle bebekte sağ kol felci meydana geldiğini ileri sürerek davacı ... İçin 75.000,00 YTL maddi 15.000,00 YTL manevi,Aydan İçin 5.000,00 YTL maddi 15.000,00 YTL manevi, Küçük ... İçin 20.000,00 YTL maddi 20.000,00 YTL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı Dr. ... ..., olayın doğum anındaki beklenmedik bir komplikasyondan kaynaklandığını, ihmalinin olmadığını, davalı Hastahane, kusurlarının olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Yüksek sağlık Surası raporuna göre davalıların kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalı doktor tarafından bebeğin kilolu olmasına rağmen sezeryan yerine normal doğum tercih edilmesi ve doğum sırasındaki hatalar nedeni ile bebeğin sağ kolunun felç geçirmesine sebep olunduğunu belirterek, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Uyuşmazlık davalı doktorun davacının açıklanan zararlarının oluşmasında hukuka aykırı
2008/5238-10666
bir eyleminin giderek kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davadaki ileri sürülüşe göre davanın temelini vekillik sözleşmesi oluşturmaktadır. Vekil, üstlendiği vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucunun elde edilmemesinden sorumlu değil isede, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylem ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. (B.K.
390/2 md) Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan dahi sorumludur. (BK. 321/2 md'si) o nedenle vekil konumunda olan doktorların meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafifde olsa sorumluluğunun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Doktor hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu, tıbbi açıdan zamanında gecikmeksizin saptayıp, somut durumunda gerekdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedavi yönteminide gecikmeden belirleyip uygulamak, uygulama sırasında özen borcunu sonuna kadar yerine getirmek zorundadır. Hastanın meslek mensubu doktordan özen, titizlik, ihtimamam ve dikkati bekleme hakkı vardır.
Mahkemece Adli Tıp Kurumu 3.İhstisas Kurulundan alınan 31.12.2004 tarihli raporda davalı doktorun 2/8 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. İtiraz üzerine Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 5-6-7 Eylül 2007 tarihli raporda ise davalıların kusursuz oldukları belirtilmiş ve bu rapora itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Yüksek Sağlık Şurası 1219 sayılı yasanın hükmü ile CMUK 66/3 maddesi anlamında ceza davalarında kendisine başvurulması zorunlu resmi bilirkişi isede. Hukuk Mahkemelerinde resmi ve kendisine başvurulması zorunlu bilirkişi değildir. O nedenle Hukuk hakiminin Yüksek Sağlık Şurası raporu ile bağlı olduğu söylenemez.
(HUMK 286 md.) Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu raporu ile Yüksek Sağlık Surası raporları arasında mübayenet olduğu ve Yüksek Sağlık Şurası raporu Hakimi bağlamayacağına göre bu mübayenetin giderilmesi gerekir.
Bu durumda yeniden üniversitelerin kadın doğum hastalıkları bölümünden oluşturalacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, davalıların açıklanan hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delilere birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, dayanak ve gerekçesi gösterilmek, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli düşünce içeren bir rapor alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar vermesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
2008/5238-10666
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/5238, K. 2008/10666, 16 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama