KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/5346 E., 2008/13170 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
597 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının satın aldığı işyeri nedeniyle konut kredisi kullandırıldığını ancak davalının vadesi gelen iki taksidi verilen 3 ... süreli ihtara rağmen ödememesi nedeniyle tüm borcun muaccel olduğunu bu nedenle takip başlattıklarını bildirerek takibe yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan ... veya tüzel kişileri kapsar.
Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan ... yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı ile davalı arasında 4077 sayılı yasada tanımlanan şekilde konut satışına ilişkin sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır.
Davacı banka davalının satın aldığı dükkan nedeniyle davalıya kredi kullandırmış, krediye konu taşınmaz üzerine de ipotek konulmuştur. Ancak taraflar arasında imzalanan 29.6.2005 tarihli kredi sözleşmesinde kredi türü konut kredisi olarak tanımlanmıştır.
Davalının satın aldığı dükkanın bulunduğu pasaj adres olarak yer alıp bilahare bu taşınmaza ipotek de konulduğundan ve davacı tarafın bilgisi dahilinde satın alınan dükkan için konut kredisi sözleşmesi yapıldığı anlaşılmaktadır.Davacı iki taksidin ödenmemesi nedeniyle 3 ... süreli ihtar verilerek ödenmesi istenmiş, verilen sürede ödenmemesi nedeniyle tüm kredi alacağını muaccel hale geldiğinden davalı hakkında takip başlatmış, davalıda gerek takibe yaptığı itirazında gerekse dosyadaki cevabında 4077 sayılı kanun kapsamında 7 ... süreli ihtar gönderilmemesi nedeniyle borcun muaccel olmadığını savunmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesi olarak açılan davada kredi sözleşmesi içeriği esas alınarak davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de HMUK 74.maddesi hükmüne göre hakim maddi vakıalarla ve tarafların bildirdiği delillerle bağlı ise de davada hukuki tavsifi yapmak hakime aittir.
Buna göre 4077 sayılı kanun kapsamında olmayan taşınmaz için davacı banka davalıyı konut kredisi imkanlarından faydalandırmış ve bu nitelikli sözleşme düzenlenmiş ise de dava konusu kredinin işyeri için verildiği ihtilaflı olmadığından işyeri için verilen kredi nedeniyle açılan davada Tüketici Mahkemesi görevli değildir.
4077 sayılı yasanın 23.maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının satın aldığı işyeri nedeniyle davacının konut kredisi imkanlarından faydalandırmak için yapılan konut kredisi sözleşmesi uyarınca ödemede temerrüde düşülmesi nedeniyle kredi borcunun tahsilinden kaynaklanmakta olup, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kalmadığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevli değildir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece ara kararıyla Genel Mahkeme sıfatıyla bakılıp genel hükümlerine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/5346, K. 2008/13170, 6 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama