KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/6160 E., 2008/11781 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.057 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ... ile davalı vekili avukat ...'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 1960 yılından bu yana Almanya‘da çalıştığını, kazandığı paraları gerek banka havalesiyle gerekse elden davalıya gönderdiğini, ayrıca davalıyı vekil tayin ettiğini, davalının da gönderilen ve elden verilen paralarla vekaleten adına arsalar aldığını ve bu arsalara inşaatlar yaptığını söylediğini, parasıyla alınan arsaların ½ oranını tapuda davalının kendi adına yazdırdığını ve bu yönleri kendisinden sakladığını, arsalar üzerine yapılan inşaatların bir kısmını üçüncü şahıslara satmasına rağmen hesap vermediğini, gerek arsalar için ve gerekse arsalar üzerindeki inşaatların tüm masraflarının kendisince karşılandığını,
davalının katkısının bulunmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle davalı adına olan tapu kayıtlarının iptaline, satılıp tahsil edilen daire bedellerinden de şimdilik 20.000 YTL nın tahsiline karar verilmesini istemiş.
5.7.2005 tarihinde verdiği ıslah dilekçesi ile de tüm taşınmazların kendi paralarıyla satın alınıp, inşaatlarında kendinin gönderdiği ve elden verdiği paralarla yapıldığını, davalıyla aralarındaki şifahi sözleşmeye göre arsa bedelleri ve yapılan masraflar çıktıktan sonra satılan binalardan elde edilen karın aralarında paylaşılacağının kararlaştırıldığını, yapılan binaların bir çoğunun satıldığını, 2069 ada 10 parseldeki 2 numaralı bağımsız bölümünde halen davalı ve eşi adına kayıtlı bulunduğunu, davalının hesap vermediğini ileri sürerek toplam 795.000 YTL nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının tüm talepleri yönünden zamanaşımı süresinin dolduğunu, 1971 yılında 31 parsel numaralı taşınmazın davacı kendisi ve dava dışı ... tarafından satın alındığını, 1/4 er hisseleri davacı ve kendisi adına, bakiye 2/4 hisseside dava dışı .... adına kaydedildiğini, kendi hissesinin bedelinin de yine kendisince ödendiğini, bu taşınmazın 1984 yılında imar uygulaması gördüğünü,imar uygulaması sonucu 2071 ada 1 parsel ve 2073 ada 3, 6, 7 parsel numarası alan yeni parsellerin davacı adına, 2071 ada 2, 3, ve 4 parsel ile 2073 ada 5 parsel numaralı taşınmazların da kedisi adına tescil edildiğini, bundan sonra davacı ile bir araya gelip,
davacı adına kaydedilen 3, 6 ve 7 parsel numaralı taşınmazlar üzerine ortak inşaat yapılması konusunda anlaşmaya vardıklarını, inşaat masraflarının tarafından karşılandığını, 3 ve 7 numaralı parsellere yapılan inşaatlardan kar elde edemediğini, 6 parsel numaralı taşınmaza yapılan 2 adet binanın satımından elde edilen kazançla da 2069 ada 9 ve 10 numaralı parselleri satın aldığını, 1/2 şer oranında adlarına tescil ettirdiğini, davacının 9 numaralı taşınmazdaki hissesini arsa olarak üçüncü şahsa sattığını,10 parsel numaralı taşınmazdaki davacı hissesine de kendi parasıyla bina inşa ettiğini savunarak davanın reddini dilemiş;
karşı dava olarakta davacının 10 parsel numaralı taşınmazına yaptığı bina nedeniyle 79.597.200.000 Tl nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın vekalet ilişkisinden kaynaklandığı, vekalet ilişkilerinde zamanaşımı başlangıcının vekilin hesap verme tarihi olduğu, hesap verilmemesi nedeniyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, bir kısım taşınmazların 2001 yılında satıldığı, davalı vekilin davacıya vekaleten sattığı 2073 ada 3 ve 6 parsel numaralı taşınmaz ile 2066 ada 8 parsel numaralı taşınmaz üzerindeki binalar yönünden hesap veremediği gerekçe gösterilerek asıl davanın 245.000 YTL üzerinden kabulüne,ispat edilemeyen karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2)Davacı, davaya konu edilen tüm taşınmazların davalı kardeşi tarafından kendisine vekaleten kendine ait paralarla satın alınmasına rağmen ½ hisselerini tapuda kendisi adına tescil ettirdiğini, tüm inşaat masraflarının da tarafınca karşılandığını, vekalet görevini kötüye kullandığını, satılan taşınmazlar yönünden hesap vermediğini ileri sürerek talepte bulunmuş ise de sonradan verdiği 5.7.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile aynı iddialarını sürdürmekle birlikte kendisi ve davalı adına tescil edilen ve gerçekte kendisine ait olan arsaların tamamı üzerine yine kendi paralarıyla bina inşa edilerek satılması,
satıldıktan sonra da arsa ve inşaat masrafları çıktıktan sonra elde edilen karın paylaşılması konusunda anlaşmaya vardıklarından bahisle talepte bulunmuş;davalı ise kendisi adına tapuda kayıtlı taşınmazlar üzerinde davacının ... bulunmadığını, yalnızca davacı adına kayıtlı bulunan 2073 ada 3, 6 ve 7 parsel numaralı taşınmazlar ile 2066 ada 8 parsel numaralı taşınmazlar üzerine masrafı kendisince karşılanmak suretiyle bina inşa ettiğini savunmuştur.
Toplanan delillerden, tarafların kardeş olmaları nedeniyle dinlenen tanık anlatımlarından ve özellikle taraflar arasında görülüp, kesinleşen Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/372 esas sayılı dava dosyası kapsamından tarafların tapuda gösterilen hisseleri oranında her bir hissedarın hissesi nispetinde bedelini ödemek suretiyle satın aldıkları taşınmazlar üzerine ortak inşaat yapılması konusunda şifahen aralarında bir adi ortaklık kurdukları, yönetici ortağın davalı olduğu, çeşitli tarihlerde yapılan inşaatların çoğunun yine çeşitli tarihlerde üçüncü şahıslara satıldığı,
2069 ada 10 parsel numaralı üzerinde binalar bulunan taşınmazın halen taraflar adına ½ şer oranında kayıtlı bulunduğu ve bağımsız bölümlerden biri üzerinde davalının eşinin intifa ... bulunduğu ve böylece dava tarihi itibarıyle ortaklığın sonlandırılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece öncelikle yönetici ortak olan davalıdan kurulan inşaat adi ortaklığı nedeniyle taraflarca konulan sermaye ve inşaatların devamı süresince inşaat giderleri dahil yapılan tüm masraflar, satılan bağımsız bölümlerin satış bedelleri, ortaklığın devamı sırasında alınan arsalar ve yeniden yapılan inşaatlar ve inşaatların kar ve zarar durumları konusunda ayrıntılı hesap istenmeli, verilen hesap listesi üzerinde tarafların uyuşup uyuşmadıkları noktalar saptanmalı, uyuşulmayan konularda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup toplanmalı,
tarafların yapılan masraflar ve satılan bağımsız bölümlerin satış bedelleri konusunda uyuşamadıklarının tespiti halinde tüm delillerin toplanmasından sonra mahallinde keşif yapılmalı, yapılan tüm inşaat masrafları, üçüncü kişilere satılan bağımsız bölümlerin satış tarihlerindeki gerçek raiç değerleri ve sonradan arsa ile bunun üzerine yapılan inşaatların maliyetleri ve satılan taşınmazların satış tarihi itibarıyle sürüm değerleri ile elde kalan taşınmazların sürüm değerleri tek tek belirlenmek suretiyle ortaklığın aktifi ve pasifi saptanmalı, varsa öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli,
kalan miktardan tarafların koydukları sermayeleri koydukları pay oranında iade edilmeli, konulan sermaye payının ispat edilememesi durumunda her bir ortağın sermaye payının eşit olduğu ve her bir ortağını hissesinin diğerine eşit olduğu kabul edilmek suretiyle tasfiye sağlanmalıdır.
Mahkemenin tüm bu yönleri göz ardı ederek taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olarak değerlendirmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/6160, K. 2008/11781, 14 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama