KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/6858 E., 2008/13888 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
397 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,dava dışı arsa sahipleri ile yaptığı gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu olan işin yüklenicisi olan ... adi ortaklığındaki %50 payını ve bu sözleşmeden doğan tüm hak ve yükümlülüklerini davalıya 215.000 YTL bedel karşılığı devrettiği halde davalının bedeli ödemediğini, tahsili için başlattığı icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin alacak likit olmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67 ... maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir.İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip ... ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir
2008/6858-13888
yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın ... miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece davacının bu istemi hakkında reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 436/2. maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/6858, K. 2008/13888, 20 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama