KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/9358 E., 2009/1616 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
326 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı avukatınca duruşmalı davacı-karşı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, SSK ve Bağ-Kur ile yapılan ortak protokol doğrultusunda SSK fiyat listesi esas alınarak davalı firmanın 1996-1999 tarihleri arasında verdiği malzemeler yönünden taahhütnamesi gözetilerek 7.11.2000 tarihinde geriye yönelik olarak çıkarılan fiyat farkı borcunu ödemediğini ileri sürerek 734.344,09 CHF karşılığı, 755.640,26 YTL nin dava tarihinden faizi ela tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, malzeme fiyatlarının protokole uygun olduğunu, geriye yönelik uygulama yapılamayacağını savunarak davanın reddini, karşı dava ile de rızaları dışında kesilen 307.929,28 CHF karşılığı 315.442,75 YTL nin dava tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna ve davacının fiyat farkı alacağının olmadığına dayanılarak asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 315,442,75 YTL nin karşı davalıdantahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece tefhim edilen kısa kararda karşı dava yönünden açıkça “ söz konusu alacağa dava tarihinden yasal faiz uygulanmasına” karar verildiği yazılı olduğu halde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında faize ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı görülmüştür. Esas karar tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun düzenlenmesi gerekir. 10.4.1993 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da bu yöndedir. Bu durumda kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olmaması nedeniyle hüküm bozulmalıdır.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/9358, K. 2009/1616, 12 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama