KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/9987 E., 2009/2429 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... gelmiş, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, oğlu olan davalının taşınmaz satın alıp, kendisi adına intifa hakkı tesis ettireceğini söyleyerek bankadaki hesabından çekerek 14 204 USD borç para aldığını, ancak parasını iade etmediğini ileri sürerek 14 204 USD karşılığı 18.600,00 YTL’nin davalıdan faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı anneden borç para almadığını, davacının evliliğini bozmak için böyle davrandığını, kendisinin davacı ile dava dışı kardeşine borç verdiğini, bunun geri ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacı hesabından paranın başka bir hesaba gönderildiği bildirilmiş ise de, nereye gönderildiğinin belli olmadığına, davacının ödünç verdiğini ispatlayamadığına, yemin teklifinde de bulunmamış olduğuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı oğluna bankadaki hesabından 30.5.2000 tarihinde 14 204 USD borç para verdiğini, ancak geri ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı, borç para verildiğini kabul etmemiştir. Dosyada mevcut belgeler ile banka cevabından davacı hesabındaki 14 204,02
USD’nin virman yolu ile davalı hesabına aktarılmış olduğu sabittir. Davacının bu parayı borç olarak verdiğini kanıtlaması gerekmektedir. HUMK 293/1 maddesi uyarınca iddiasını tanıkla ispatlayabilir. Davacı tanık deliline dayanıp 11.6.2004 tarihli tanık listesi vermiş ise de; bildirdiği tanıkların bu dava ile ilgili bilgilerinin olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı, davalı ile görülmekte olan araç satışına ilişkin bir başka dava ile karıştırılmak sureti ile yanlış tanıkların bildirildiğini ileri sürerek ikinci bir tanık listesi vermiş ise de, bu liste ikinci tanık listesi olduğundan davalı tarafından kabul edilmemiş, mahkemece de yeni tanık listesindeki tanıklar dinlenmemiştir. Davacının verdiği tanık listesindeki tanıkların araç satışına ilgili olarak beyanda bulunmak için bildirildiği açıklanmıştır.
Oysa eldeki davanın araç satışı davası ile ilgisi bulunmamaktadır. Dosyada mevcut araç satışına ilişkin ... Asliye Hukuk mahkemesinin 2004/233-599 sayılı davasında da aynı tanıkların bildirildiği görülmektedir. Hal böyle olunca ilk tanık listesinin maddi hataya dayalı olarak verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının gösterdiği tanığın dinlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2008/9987, K. 2009/2429, 26 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama