KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/11067 E., 2009/15091 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının kendisinden aldığı borç karşılığında vermiş olduğu 42.500 Euro’luk senet bedelini ödemediğini, davalı hakkındaki şikayeti üzerine açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda, davalının mahkumiyetine karar verildiğini, dosyanın temyiz aşamasında olup, henüz kesinleşmediğini ileri sürerek, senet bedeli olan 42.500 Euro karşılığı 73.000 YTL alacağının 23.7.2002 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, daha önce aynı konuda açılan derdest bir dava bulunduğunu, senedin bedelsiz olduğunu, ceza mahkemesince verilen kararın da henüz kesinleşmediğini savunarak, davanın öncelikle derdestlik ve zamanaşımı nedeniyle usulden, kabul edilmediği takdirde ise esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, davaya dayanak olarak gösterilen senedin kambiyo senedi niteliğinde olmayıp, adi bir borç senedi niteliğinde olduğu, bu durumda ispat yükü davalıya ait olup davalının ise borçlu olmadığını yazılı delille ispat edemediği, hatırlatılmasına rağmen “yemin” deliline de başvurulmadığı, öte yandan senedin adi borç senedi niteliğinde olması ve davalı tarafından imzaya da itiraz edilmemiş olması nedeniyle, sonuca etkili olmadığından davalı hakkındaki ceza mahkemesine ait kararın kesinleşmesinin beklenmesine de gerek olmadığı belirtilerek, davanın kabulüne, 73.000 YTL alacağın, ilk davanın açıldığı 13.6.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, ödünç sözleşmesi nedeniyle alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacının davalı hakkındaki şikayeti üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2003 tarih ve 2003/22952 Hazırlık sayılı iddianamesiyle davalı ... hakkında Türk Ceza Kanununun 157/1. maddesi gereğince dolandırıcılık suçundan ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/1096 E. sayılı dosyası ile açılan kamu davasında, “davacının (müşteki), davalıya (sanık), eşinin akrabası olması nedeniyle güvene dayalı dostluk ve yardım
2009/11067-15091
duygusuyla borç para verdiğini, varılan mutabakat sonucunda almış olduğu bono senedindeki tanzim tarihinin ödeme tarihinden daha sonraki bir tarihe ait olduğunu ise sonradan fark ettiğini, bu şekilde dolandırıldığını ileri sürerek şikayetçi olduğu, davalının ise, müştekinin bankadan para çekip kendisine ödünç vereceğini söylemesi üzerine, aralarındaki yakın akrabalık ilişkisi ve güvene dayalı olarak parayı almadan bono senedi düzenlediğini, vade tarihini yanlış yazdığını, sonradan parayı alamadığı halde senedin iade edilmediğini savunduğu,
ceza mahkemesince de, “sanığın, parayı almadan bono senedi düzenleyip, vade tarihini yanlış yazdığı yönündeki savunmasının, dosyaya ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın hileli davranışlarla mağduru aldatıp, kendisine yarar sağladığı” gerekçesiyle davalı hakkında “dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kararın temyiz aşamasında olup, henüz kesinleşmediği, dosyada mevcut olan ceza mahkemesine ait ilam örneği ile tarafların beyanlarından anlaşılmaktadır.
B.K.nun 53. maddesi gereğince hukuk hakimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değilse de, mahkumiyet ve tespit edilen maddi olgularla bağlı olduğundan, ceza mahkemesinde açılan söz konusu kamu davasının sonucunun, eldeki davayı etkileyecek nitelikte olduğu, bu nedenle de kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği görülmektedir.
O halde mahkemece değinilen bu yön gözetilerek adı geçen ceza davasının kesinleşmesi, “bekletici sorun” yapılmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/11067, K. 2009/15091, 21 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama