KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/14492 E., 2010/6101 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
464 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya ait taşınmazda kiracı olarak oturduğunu, davalı ile yaptıkları kira sözleşmesi uyarınca; mecurun tahliye edilirken kendisinin bir ay önceden haber vermekle yükümlü olduğunu, bu nedenle mecuru tahliye etmeden evvel ihtarname çektiğini daha sonra taşınmazı davalıya teslim ettiğini, davalının herhangi bir itiraz ileri sürmeden anahtarı teslim aldığını ancak sözleşmenin 12.maddesinde; davalı tarafından alınan depozito bedelinin sözleşmenin bitiminden itibaren 15 gün içersinde iade edileceğinin kararlaştırılmasına rağmen bedelin ödenmediğini bu paranın tahsili için davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; depozito bedelinin tahliye Zamanında mecurda ve teslim edilen demirbaşlarda herhangi bir hasar meydana gelmemesi halinde iade edilebileceğini ancak davacının kiralananda boya, parke ve banyosunda çeşitli hasarlara sebebiyet verdiğini, davacıya yapılan ihtaratlara rağmen hasarları gidermediğini, savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne,icra inkar tazminatı isteğinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötu niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkarr tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borcluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan baska, alacagın likit ve bellı olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, boylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Acıklanan yasal kurallar ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Acıklanan yasal kuralların ısığında takip konusu alacak değerlendirildiginde ıcra-inkarr tazminatına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK'un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/14492, K. 2010/6101, 3 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama