KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/2020 E., 2009/12003 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
684 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, asıl ve birleşen davalarında, iyileştirici nitelikteki tıbbi sarf malzemelerinin temini için protokol talebinde bulunan firmaların protokol işlemleri tamamlanıncaya kadar müracaat eden firmalardan taahhütname alındığını, 10.08.1998 tarihinden itibaren geçerli olan taahhütnamelerde kurum ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile kurumca tespit edilecek rayiç bedel arasında kurum aleyhine fiyat farkı olması durumunda aradaki döviz bazındaki farkın ödeneceğinin taahhüt edildiğini,
davalı firmaya ilişkin olarak yapılan inceleme neticesinde iyileştirici nitelikteki tıbbi sarf malzemelerinin taahhütnameli olarak temin edildiği dönemlere ait yapılan alımlarda fiyat farkı tespit edildiğini, davalıdan istemelerine rağmen ödenmediğini ileri sürerek, tespit edilen fiyat farkının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacıya ait hastane ve ünitelere satış yapabilmenin taahhütname verme şartına bağlandığını, protokol yapılıncaya kadar taahhütname çerçevesinde alım yapılacağının belirtildiğini ancak, protokol çalışmalarının sonlandırılamadığını, satış yapabilme baskısı ve protokol yapılacağı inancıyla verilen taahhütnamenin bağlayıcı olmadığını, geçerli olsa bile taahhüt bedeli olarak belirlenen miktarla sınırlı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının ancak 2002 yılından sonraki malzeme satışları ile ilgili genelgeye dayanarak fiyat farkı talep edebileceği, geçmişe yönelik talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kuruma ait ünitelerin davalı firmadan iyileştirici nitelikte tıbbi malzeme alımı yaptığı,davalı tarafından fatura edilen malzeme birim fiyatları ile kurumca tespit edilecek rayiç bedel arasında fiyat farkı oluşması durumunda bu farkın ödenmesi hususunda 06.03.2000 tarihli taahhütname verildiği hususları taraflar arasında çekişmesizdir. Davacı, davalı tarafça verilen taahhütnameye dayanarak yapılan rayiç bedel tespitlerine göre lehine fiyat farkından doğan alacağı tahakkuk ettiği iddiası ile bu davayı açmıştır.
Davalı şirket tarafından davacıya verilen taahhütname ile, Kurum ile protokol akdedilene kadar firmaları ya da bayileri tarafından kurum ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile, ileride yapılacak protokol fiyatları arasında ve protokol akdedilmemesi durumunda ise, teklif ettikleri ürünlerin markaları için kurumca belirlenen fiyatları rayiç bedel olarak kabul edip kurum ünitelerine fatura edilen malzeme birim fiyatları ile bu rayiç bedel arasında kurum aleyhine fiyat farkı oluşması durumunda döviz bazındaki farkın,tahsilatın yapılacağı günkü kur karşılığı olarak ödeneceği taahhüt edilmiştir.
Yürürlükte bulunan hukuk sistemimizde akit serbestisi prensibi kabul edilmiştir. Taraflar kanuna,ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. (B.K.19-20md.) Yine sözleşme ile taraflar fiyat belirleme hakkını karşı tarafa yani alıcıya, satıcıya, kiracı ve kiralayana bırakabilirler.
Böyle bir kararlaştırma ve taahhüt tarafları bağlar.Somut olayımızda olduğu gibi satıcı davalının, fiyat belirleme hakkını alıcı davacıya bıraktığına, dair verdiği taahhütname geçerli ve davalıyı bağlayıcıdır. Ancak tek taraflı olarak fiyat belirleme hakkı tanınan taraf bu hakkını M.K.'nun 2. maddesine uygun olarak, hak ve nesafet ölçüleri içinde, objektif iyiniyet kurallarına bağlı olarak ve keyfilikten kaçınarak kullanmalıdır.
Gerektiğinde bu hakkını kullanırken aşırılığa ve keyfiliğe kaçıp kaçmadığı hakim tarafından denetlenmelidir.
Davacı, kendisine tanınan fiyat belirleme hakkına istinaden belirlediği fiyatlara göre davalı tarafa fazla ödeme yapıldığını bildirerek oluşan fiyat farkını istediğine ve buna davalı taraf da karşı çıktığına göre,
davacının ne şekilde fiyat belirlediği ve alacak çıkardığı hususları araştırmalıdır.Öte yandan davacıya verilen taahhütname 06.03.2000 tarihli olup davalı bu tarihten sonra yapılan alımlarda oluşan fiyat farkından sorumludur.Taahhütnamede yazılı taahhüt bedelinin sorumlu olunan fiyat farkı miktarı ile ilgisi bulunmamaktadır.Bu kapsamda öncelikle davacıdan 06.03.2000 tarihinden sonraki döneme ait belirlediği fiyatlarla ilgili ödeme belgeleri istenilmeli, bu döneme ait faturalarda belirtilen tarihler itibariyle belirlenen fiyatların uygun olup olmadığı,
fiyat belirlerken davacının hak ve nesafet kuralları içinde, keyfilikten uzak objektif iyiniyet kurallarına uygun davranıp davranmadığı, davalıdan ne miktar alacak talebinde bulunabileceği uzman bilirkişiler aracılığı ile araştırılarak, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, gerekçeli raporla belirlenmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan hususlarda gerekli araştırma yapılmadan,eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/2020, K. 2009/12003, 22 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama