KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/2616 E., 2009/8880 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya 23.7.2005 tarihli belgeyle borç verdiğini, alacağının tahsili için başlattığı icra takibine ise davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, daha önce Irak’ta açılmış ve karara çıkmış olan dava nedeniyle kesin hüküm bulunduğunu, dava konusu belgenin borç ikrarını içeren nitelikte bir belge olmadığını, alt kısmında bulunan (not) olarak belirtilen bölümün de sonradan yazılmış olması ve imzasının da bulunmaması nedeniyle kendisini bağlamadığını, davacı ile aralarında şahsi bir borç ilişkisi bulunmadığını, dava konusu miktarın adi ortaklık nedeniyle alındığını, ne var ki ortaklığın zarara uğradığını savunarak, davanın reddini, %40 inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, takibe dayanak yapılan 23.7.2005 tarihli, borç ikrarını içeren belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunması nedeniyle ve dinlenen tanık beyanları gereğince taraflar arasında borç alıp verme ve ... makinası temini yönünden bir hukuki ilişkinin bulunduğu ve borç miktarının 785.000 Dolar olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe vaki itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, 23.7.2005 tarihli belge gereğince davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek, alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiş, davalı ise davacının iddialarına karşı çıkarak davacı ile aralarında şahsi bir borç ilişkisi bulunmadığını, takip dayanağı belgenin borç ikrarına havi bir belge olmadığını, tarafların ortak olarak ... yapmaları nedeniyle düzenlendiğini, ortaklığın zarara uğradığını savunmuştur.
Dava konusu 23.7.2005 tarihli belgede, “Ben ...
2004 yılı içerisinde Irak Süleymaniye’de ortak ... yapmak üzere ...’dan parça parça olmak üzere (nakit para ve mal karşılığı olarak) toplam 785.000 Amerikan Doları tutarında para aldım.” Açıklaması mevcut olup, alınan paranın borç olarak değil, “ortak ... yapmak üzere” alındığı açıkça belirtilmiş olduğundan, öte yandan belgede tarafların imzalarından sonra yazılan, “Not: ... borcunu en geç 25.10.2005 tarihinde ödeyeceğini beyan etti.” yazılarının altında davalının imzası bulunmadığından ve bu kısım davalı tarafından da kabul edilmediğinden,
söz konusu belge borç ikrarını havi nitelikte bir belge olmadığı gibi, yazılı delil başlangıcı niteliğinde de değildir. Türk Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince, herkes iddiasını ispatla yükümlü olup, davacı da davalıya borç verdiğini yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. Davalının açık muvafakatı bulunmadığından HUMK’nun 288.maddesi gereğince miktar itibariyle olayda tanık dinlenemeyeceği gibi, tanık beyanları esas alınarak da hüküm kurulamaz.
Davacının, davalı tarafa 23.7.2005 tarihli belge gereğince ödediği paranın adi ortaklık sebebi ile verildiği anlaşılmakta olup davacı, davalıya borç verdiğini ve bu nedenle takip konusu miktar üzerinden davalıdan alacaklı olduğunu diğer yasal delillerle de kanıtlayamamıştır.
Ne var ki davacı, davalıya takip miktarı kadar borç vermiş olduğu konusunda dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmış olduğundan, mahkemece bu konuda davalıya yemin yöneltme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, borç ikrarını içeren ya da yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belge mevcut olmadığı halde, mahkemece eksik inceleme ve yanlış değerlendirmelerle tanık beyanları esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/2616, K. 2009/8880, 29 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama