KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/298 E., 2009/2005 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
335 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların murisi ...’den 239.000 Alman Markı bedelli senetten dolayı alacaklı olduğunu, ödenmediğini ve ödeme taahhütleri sonucu süresinde ibraz edemediğini, bu nedenle ilamsız icra takibi yaptığını, ancak itiraz edildiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının alacaklı, davalıların murisi ...’in borçlu olduğu senet dolayısıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalılar savunmalarında, sözkonusu senedin vade tarihine göre zamanaşımı definde bulunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, öncelikle alacak davası açılması gerektiği, alacak davası açılmadan icra takibinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının, alacaklı olduğunu iddia ettiği senet her ne kadar vade tarihi itibariyle “1.12.2000 “ zamanaşımına uğramış ise de, bu zamanaşımı kambiyo senedi olma özelliğini yitirdiği anlamına gelmekte olup,bu senetten dolayı alacaklısının ilamsız icra takibi yapmasına engel değildir.
Böyle bir senetten dolayı icra takibi yapılmasını yasaklayan bir düzenleme de sözkonusu değildir. Kaldı ki davamızın konusu olan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu tespitide içeren bir “alacak“ davasıdır. Davacının, bu şekilde dava açmasında hukuki yararı bulunmaktadır. 1.12.2000 vade tarihli senedin zamanaşımına uğradığı tarafların ve mahkemenin kabulündedir.
Zamanaşımına uğrayan dava konusu senet bu özelliği nedeniyle yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunan bu belgeye dayanan davacı alacağını ispatlamak durumundadır. Bir başka deyişle alacağın varlığını ve miktarı ispat yükü davacıdadır. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek davacıdan tanık dahil tüm delilleri sorulup alınmalı davalıdan da yine kar mukabil delilleri sorulup toplanmalı ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemenin bahsedilen bu yönü gözardı ederek eksik tahkikatla yazılı şekilde hüküm tesis etmesi, usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/298, K. 2009/2005, 18 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama