KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/3743 E., 2009/13244 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
894 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan ...
İnşaat A.Ş. ile imzalanan 1.9.2004 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi gereğince davalı şirketin vekili olarak görev yaptığını, davalıdan aldığı talimatla 610.000 YTL bedelli senetler nedeniyle diğer davalı şirkete karşı 2004/388 E. sayılı davayı açarak takip ettiğini, ne var ki yargılama sırasında, kendisinin bilgisi ve muvafakatı olmadan davanın taraflarının “senetlerin iadesi karşılığında” anlaşarak 27.12.2004 tarihli protokolün dosyaya ibraz edildiğini, protokolde geçen “vekalet ücreti talep edilmeyeceğine” ilişkin hükmün, kendisi yönünden sonuç doğurmayacağı konusundaki itirazi kaydını taraflara ve mahkemeye bildirdiğini,
bunun üzerine 25.1.2005 tarihinde azledilip, 26.1.2005 tarihinde de davalı ... şirketinin yetkili temsilcisi tarafından davadan feragat edildiğini, davanın bu şekilde tarafların sulh olması ile sonuçlanmasına rağmen, vekalet ücretinin ödenmediğini, gerek Avukatlık Kanununun 164/son maddesi gereğince hasmın ödeyeceği 13.50 YTL vekalet ücretinden, gerekse aynı Kanunun 164/5. maddesi gereğince Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre müvekkilin ödeyeceği, 26.100 YTL vekalet ücretinden her iki davalının da müteselsilen sorumlu olduklarını, öte yandan davalılardan ...
A.Ş.’e vermiş olduğu hukuk müşavirliği hizmetine karşılık Ocak 2005-Eylül 2005 tarihleri arasındaki aylık 1000 YTL üzerinden olmak üzere toplam 8000 YTL vekalet ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek, toplam 47.150 YTL vekalet ücreti alacağından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 6000 YTL’lik miktarın, 14.11.2005 tarihli ihtarın tebliğ edildiği
2009/3743-13244
tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... A.Ş., diğer davalı şirkete karşı dava açılmasını gerektiren bir ihtilaf bulunmadığı halde davacı tarafından vekaleten dava açıldığını, davacıya yapılacak masraf ve vekalet ücretine mahsuben 18.500 YTL ödeme de yapıldığını, karşı tarafla senetlerin iadesi konusunda anlaşmalarına rağmen, davacının karşı taraftan da vekalet ücreti istemek suretiyle, işlemin sonuçlanmasını engellemeye çalıştığını, bunun üzerinde davacıyı 25.1.2005 tarihli azilname ile azlettiklerini, azlin haklı olması nedeniyle de vekalet ücreti talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının vekil olarak takip ettiği ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/338 E. sayılı dava dosyasına ait vekalet ücreti alacağı yönünden, 15.7.2008 tarihli bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle, anılan davanın feragatle sonuçlanması nedeniyle her iki davalının da vekalet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 6000 YTL’nin 25.11.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, davacının ... A.Ş.’ne vermiş olduğu hukuk müşavirliği hizmetine karşılık talep etmiş olduğu 8000 YTL’lik vekalet ücreti alacağı ile ilgili olarak ise, davanın takip edilmemesi nedeniyle “talebin işlemden kaldırılmasına” karar verilmiş, hüküm davacı ... davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalılardan ... A.Ş.’nin vekili olarak diğer davalı şirkete karşı açmış olduğu davada tarafların sulh olmaları nedeniyle, Avukatlık kanununun 164/5, 164/son ve 165. maddeleri gereğince her iki davalının da müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 6.000 YTL vekalet ücreti alacağının ödetilmesini istemiş olup dava, niteliği itibariyle kısmi dava niteliğindedir.
Alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, şimdilik belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Ancak alacaklının böyle bir kısmi dava açması halinde de, alacağın tümü için açılan davalarda olduğu gibi talep edilebilecek alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi zorunludur.
Öte yandan, HUMK.nun 388/son ve 389. maddeleri gereğince de, davadaki taleplerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi de gereklidir.
Dava konusu olayda, mahkemece 15.7.2008 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilmek suretiyle, 6.000 YTL vekalet ücreti alacağına ilişkin kısmi davanın kabulüne, fazlaya ait talebin saklı tutulmasına karar verilmiş olup, söz konusu bilirkişi raporunda, “taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığından, davacı avukatın müddeabihin %10’u ile %20’si arasında mahkemece takdir edilecek bir vekalet ücretine hak kazandığı, müddeabihin %10’unun 61.000 YTL, %20’sinin ise 122.000 YTL olduğu, ayrıca Avukatlık Kanununun, 164/5. maddesine göre de karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücretinin de avukata ait olduğu, bu miktarın da 13.050 YTL olarak hesaplandığı, her iki tür vekalet ücretinden, her iki davalının da müteselsilen sorumlu tutulmaları
2009/3743-13244
gerektiği” mütalaa edilmişse de, mahkemece davada talep konusu olan iki tür vekalet ücretinden, her ikisinin de kabul edilip edilmediği, her bir talebin hangi miktar üzerinden kabul edildiği açık olmadığı gibi, Avukatlık Kanununun 164/4. maddesi gereğince, müddeabihin %10’u ile %20’si arasında takdir edilmesi gereken vekalet ücretinin de hangi oranda takdir edildiği de belirtilmemiştir.
Bu durumda tüm alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlenmediği gibi, verilen hüküm de, HUMK’nun 388. ve 389. maddelerinde belirtildiği gibi, açık ve tereddüte yer vermeyecek nitelikte de değildir.
O halde mahkemece kısmi dava niteliğinde de olsa, talep konusu olan her iki tür vekalet ücreti yönünden, kabul ve reddedilen miktarlar, tam ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenip, bundan sonra taleple bağlı kalınmak suretiyle alacağın dava konusu yapılan bölümü ile ilgili hüküm kurulması gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/3743, K. 2009/13244, 16 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama