KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/4383 E., 2009/14212 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Yahya Tunç gelmiş, davacılar adına gelen olamadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı ile birlikte uzun yıllar meyve ve sebze toptancılığı işi ile uğraştıklarını, ortak kazançları ile elde edilen gelirlerden satın almış oldukları taşınmazların içlerinden biri üzerine tescil edildiğini, taşınmazlar üzerindeki ortaklığın giderilmesi için 22.6.1999 tarihinde imzalamış oldukları protokole davalının uymadığını ileri sürerek, davalı adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek, davalı ve kendileri adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacılar tarafından daha önce aynı konu ile ilgili açılan davanın reddedilerek kesinleştiğini belirterek, davanın kesin hüküm nedeniyle reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapuda kayıtlı taşınmazların mülkiyetinin devrine ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde yapılması gerektiği, davada ise bu nitelikteki bir belgenin ibraz edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiş,Dairemizce bozulmuş,mahkemece bozmaya uyulduktan sonra bu kez bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davalı adına kayıtlı bulunan 479 parselin tapu kaydının 31/100 hissesinin davalı üzerinde bıraklımasına,23/100 er hissselerinin de davacılar adına ayrı ayrı tescil edilmesine karar verilmiş;hüküm,taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara,mahkemece bozmaya uyularak karar verilmiş olmasına ve özellikle mahkeme kararının karar başlığında davacılardan Metin akgül'ün isminin yazılmamış olmasının maddi hataya dayalı olup,her zaman mahallince düzeltilebileceğinin anlaşılmış olmasına göre tarafların diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın reddine dair verilen karar,davacıların temyizi üzerine Dairemizin 23.1.2006 tarih ve 2005/14609 esas ve 2005/391 karar sayılı ilamı ile bozulmuş ve bozma ilamında,mahkemece yapılması gereken işin ve izlenecek yöntemin nelerden ibaret olduğu ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.Hemen belirtelim ki,mahkemece bozmaya uyulmuş olmasına rağmen,bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.Bozma ilamında izlenecek yöntemin neler olduğu belirtilmiş olduğu halde bu ilkelere göre değerlendirme yapmayan bilirkişilerin görüşlerine itibar edilerek hüküm kurulmuştur.Oysaki bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak doğar ve mahkemece
bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılması kaçınılmaz hale gelir.Hal böyle olunca önceki bozma ilamında belirtildiği gibi 22.6.1999 tarihli ''sulhname''başlıklı taraflarca imzalanan belgede belirtilen taşınmazların tarafların ortak kazançları ile alındığı ve bu taşınmazlar yönünden aralarında adi ortaklık ilişkisi kurulduğu ve aralarındaki sözleşmede aksi yönde hüküm bulunmadığından her bir ortağın hisesinin diğerinin hisesine eşit olduğu,adi ortaklık ilişkisinin murisleri babaları dahil başkaca ortağının bulundmadığı kabul edilmeli,BK 538 ve devamı maddeleri hükmü gereğince tasfiyenin mahkemece bizzat sağlanması gerekir.Bu
yönlerin gözardı edelerek uyulan bozma ilamına aykırı görüşler içeren ve tek bir taşınmaz yönünden hesaplama yapan ve bu hesaplamasında da tarafların murislerine pay çıkaran yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi,usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/4383, K. 2009/14212, 8 Aralık 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama