KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2009/5224 E., 2009/11209 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
291 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, gayrimenkullerini satması için davalıyı vekil tayin ettiğini, davalının 11.5.1998 tarihinde bu arsaları sattığını, bedelini kendisine vermediğini öne sürerek, iki arsanın gerçek değeri olan 18.000 YTL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanını reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-Mahkeme, 30.1.2009 tarihli ek karar ile eksik temyiz harcını tamamlamayan davacının temyiz talebinin reddine karar vermiş olup, davacı bu kararıda süresinde temyiz etmiştir. Davacı, davanın reddedilen kısmını temyiz etmekte olup, yatırması gereken temyiz harcı maktu harçtır. Davacı 15.60 YTL maktu harcı yatırdığı halde, Mahkemece eksik harç yatırdığı ve gönderilen muhtıraya rağmen harcı tamamlamadığı gerekçesiyle verilen temyiz talebinin reddi kararının kaldırılması gerekmiştir.
2-Davacı, 18.11.1994 tarihli vekaletname ile arsalarının satılması için davalıya yetki vermiş olup, davalı 11.5.1998 tarihinde arsaları üçüncü kişiye satmış ve tapuda devretmiştir. Davalı satım bedellerini vermediği için, davacı bu davayı açmıştır. BK'nun 126/4 maddesi gereğince vekalet aktinden doğan uyuşmazlıklar, beş yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava konusu alacak 11.5.1998 tarihinde muaccel olduğuna göre, dava tarihi olan
tarihine kadar beş yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Bu nedenle davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulü, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Bozma nedenine göre, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/5224, K. 2009/11209, 12 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama