KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/5253 E., 2009/11666 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle, ... kriz merkezince, Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi Başkanlığına 2.9.1999 tarihinde gönderilen yazı ile, ... ilçesinde kurulan çadır kentlerde ihtiyaç duyulan malzemelerin liste halinde bildirilerek gereğinin yapılmasının istenildiğini, Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi Başkanlığı tarafından da 3.9.1999 tarihli mesaj formu ile durumun ofise iletildiğini, talep edilen malzemelerin gönderilerek 4.9.199 tarihli teslim tesellüm protokolü ile Kaymakamlık yetkilileri ile Belediye personeline teslim edildiğini,
KDV dahil olmak üzere toplam 14.972,25 YTL malzeme bedelinden 1.846,22 YTL’lik miktarın ödenmesine rağmen bakiye 13.860,83 YTL’lik miktarının ise ödenmediğini, alacağın tahsili için yapılan yazılı başvurulardan da sonuç alınamadığını ileri sürerek, 13.860,86 YTL alacağın 21.9.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davanın zamanaşımına uğradığını, kendilerine teslim edilen malzeme bedellerini ödediklerini savunarak, davanın öncelikle zamanaşımı, kabul edilmediği takdirde ise esastan reddini, diğer davalı ... ise, alınan malzemelerin, arama kurtarma çalışmalarında faaliyet gösteren araçların ihtiyaçlarında kullanılması nedeniyle bedellerinin de 7269 sayılı yasa gereğince acil yardım ödeneğinden karşılanması gerektiğini, kendilerinin sorumlu olmadığını belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 17.8.1999 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle Kriz merkezince talep edilen malzeme bedellerinin 7269 sayılı yasa kapsamında ödenmesi gerektiğinden, ... Belediye Başkanlığına karşı açılan davanın husumet nedeniyle, ... Kaymakamlığına karşı açılan davanın ise, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının davalılardan ... Belediye Başkanlığına karşı açmış olduğu davada, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 13.12.2007 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesinin 2.fıkrasında,“Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” denilmektedir.
Mahkemece davalı ... hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verildiğinden, 13.12.2007 tarihli AAÜT’nin 7. maddesinin 2.fıkrası gereğince davada kendisini vekille temsil ettiren adı geçen davalı yararına 500,00 YTL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, anılan hüküm gözardı edilerek 1.663,30 YTL vekalet ücretinin tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacının, davalılardan ... Kaymakamlığına karşı açmış olduğu davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davacı, davalının talebi üzerinde teslim etmiş oldukları malzemelerin bakiye satış bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek, alacağın tahsilini talep etmiş olup, taraflar arasındaki ilişki sözleşmeye dayanmaktadır. Sözleşmeye dayanan davalarda zamanaşımı süresi Borçlar Kanununun 125. maddesi gereğince 10 yıl olup, dava tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda mahkemece, işin esası incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/5253, K. 2009/11666, 19 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama