KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/6161 E., 2009/12521 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2009
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
499 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki devre tatil-tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalılardan ... Turizm A.Ş. İle 23.3.1998 tarihinde imzalamış oldukları devre tatil sözleşmesine göre davalı ....nin tapuda irtifak hakkı sahibi olduğu ... ... Tatil Köyünde bulunan taşınmazda her yılın 37. haftasında kullanılmak ve 31.12.2027 yılına kadar geçerli olmak üzere devre tatil kullanım hakkını satın aldıklarını, sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiklerini, 1999 yılı sonundan itibaren devre tatil köyü işletmesinin davalı ...
A.Ş.’ne devredildiğini, ...
A.Ş.nin 2003 yılına kadar sözleşme şartlarına uyduğunu, ancak adı geçen şirket tarafından 2004 yılında devre tatil hakkının kullanılacağı tesise alınmadıklarını ileri sürerek, uğramış oldukları maddi ve manevi zararlar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1.500,00 YTL maddi, 5.000,00 YTL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, sözleşme gereğince sahip olduğu hakların hükmen tesbiti ile sözleşme sonuna kadar tatil hakkının kullanımının sağlanmasına,
bunun mümkün olmaması halinde ise sözleşmenin kalan süresi için bir ailenin bu standartlarda tatil maliyetinin tesbit edilerek davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişler, 11.12.2006 tarihli ıslah dilekçelerii ile de, davalılardan kaynaklanan sebeplerle edimin ifası imkansız olduğundan sözleşmenin feshi ile kalan yılların tatil kullanım bedellerinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı .... davanın reddini dilemiş, davalı ... Turizm A.Ş. ise, davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasındaki devre tatil sözleşmesinin tarafı olmadıklarını, 1999 yılında ... Tatil Köyünü kiraladıktan sonra devre tatil hakkı sahiplerine aynı 2009/6161-12521
hizmeti vermeye devam ettiklerini, 8.7.2003 tarihinde ise adı geçen yerin üst hakkını da alarak “... ... ...” adlı beş yıldızlı otel hizmetine geçtiklerini, bu sistemin devre tatil ile bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne, taraflar arasındaki devre tatil sözleşmesinin feshine, davacının sözleşme sonuna kadar yararlanmadığı ve yararlanamayacağı devre tatil bedeli olan 6.994.50 YTL ile 3.000.00 YTL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar ve her iki davalı tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, davalılardan ... A.Ş. ile imzalamış olduğu, 31.12.2027 yılına kadar geçerli olan devre tatil sözleşmesi gereğince, ... ... Tatil Köyünde her yılın 37. haftalasında tatil hakkını kullanmakta iken, devre tatil köyü işletmesinin 1999 yılında diğer davalı ... Turizm A.Ş.’ne devredildiğini, anılan şirketin 2003 yılına kadar sözleşme şartlarına uyduğunu, ancak 2004 yılında devre tatil hakkını kullanmak üzere tatil köyüne gittiklerinde içeri alınmadıklarını belirterek,
maddi tazminat istemleriyle birlikte manevi tazminat isteğinde de bulunmuşlardır.Ancak tatil haklarını kullanmak amacıyla tatil köyüne gitmelerine rağmen içeri alınmadıkları,dışarda mahsur kaldıkları ve bu nedenle gururlarının incindiği yönünde dosyaya herhangi bir delil sunamamışlardır.Hal böyle olunca ispat edilemeyen manevi tazminat isteklerinin reddine karar verilmesi gerekirken manevi tazminat taleplerinin de kısmen kabulüne karar verilmesi,usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/6161, K. 2009/12521, 3 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama