Davacılar, davacılardan .'nın 2007 yılı Kasım ayından beri davalıların kiracısı olduğunu ve aylık 500 YTL kira ödediğini,kira ilişkisi devam ederken davalıların .'nın yanına geçici olarak gelen diğer davacı annesi .'ı kandırarak aylık 1,200 YTL üzerinden yeni bir kira sözleşmesi imzalattıklarını ileri sürerek, sonradan imzalattırılan sözleşmenin iptaline, .'nın davalıların aylık 500 YTL bedelle kiracısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemişlerdir.Davalılar, görev itirazında da bulunmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.
Mahkemece bu tür davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde görüleceğinden bahisle görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.1)Davacılar bu davalarında davalılarla önceden yapılan sözleşmenin geçerli olduğunun ve .'nın davalıarın kiracısı olduğunun tesbiti ile birlikte sonradan diğer davacı ... ile yapılan sözleşmenin iptalini istemişlerdir. Başka bir anlatımla ortada tek başına açılmış bir aktin feshi davası yoktur.
Aynı zamanda davalıların çıkardıkları muarazanın giderilmesi ve yalnızca davacılardan ...'in davalıların kiracısı olduğunun istemi vardır. Hal böyle olunca davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemenin işin esasını inceleyip sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken görev yönünden dava dilekçesini reddetmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2)Bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın BOZULMASINA ikinci bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 8.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.