KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/8210 E., 2009/9626 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davadavalı ...Ş. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, murisleri ...'in davalı bankadan 2.9.2005 tarihli sözleşme ile 70.000,00 YTL konut kredisi kullandığını, aynı tarihte hayat sigortasının diğer davalı şirket ile yaptırıldığını ancak diğer yıllarda sigorta poliçesinin yenilenmediğini, herhangi bir bildirimde de bulunulmadığını, murislerinin 28.10.2007 tarihinde vefat ettiğini ve zarara uğradıklarını ileri sürerek, 70.000 YTL.nin faizi ile müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, bankanın hayat sigortası yaptırma yükümlülüğünün bulunmadığını, poliçe vadesinden sonra meydana gelen ölüm olayı nedeni ile bir sorumluluklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı banka ile davalı sigorta şirketi arasındakı grup hayat sigortası sözleşmesinin amacının suresi biten hayat sigortası poliçesinin yenilenmesini zorunlu kılması ve murisin de muaf tutulduğuna ilişkin delil bulunmaması gerekçesi ile davanın kabulü ile 70.000YTL.nin davalı bankadan faizi ile tahsiline, diğer davalı yönünden takipsiz bırakıldığından açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kredi borçlusunun hayat sigortası ile sigortalanması hususunu düzenleyen kredi sözleşmesinin 9.maddesindeki düzenleme karşısında davacıları 2009/8210-9626
borçtan kurtaran bir davalı kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacıların miras bırakanı ... ...' nun 2.09.2OO5 tarihli sözleşmeye istinaden davalı bankadan aylık taksitlerle geri ödeme koşulu ile 70.000.00 YTL tutarında konut kredisi kullandığı, geri ödemeler devam ederken kredi borçlusu ...'in 28.10.2OO7 tarihinde öldüğü, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacılar gerek dava dilekçelerinde gerekse yargılama sırasındaki beyanlarında, kredi sözleşmesinin 9.maddesine göre davacı bankanın kredi borçlusu ...'e hayat sigortası yaptırması gerektiğini, nitekim ilk yıl yaptırdığını, müteakip yıl sigorta yaptırmadığını, şayet sigorta yapılsa idi, bankanın dain ve müstehin sıfatı ile kredi borcunun sigortacıdan tahsil edebileceğini ileri sürmüşlerdir.
Davalı banka ile davacıların miras bırakanı ... arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin 9/2 maddesinde aynen.
"Borçlu, açılan kredi nedeniyle bankanın belirlediği bedel ve şartlarla kendisinin seçeceği sigorta şirketine, hayat sigortası yaptırmayı önceden yapılmış hayat sigortası bulunması halinde ilgili sigorta poliçesinde bankanın dain ve mürtehin olarak gösterilmesi yönünde gerekli değişikliği yaptıracağını ve poliçeyi bankaya teslim edeceğini, ölümü durumunda ilgili sigorta sonucu ödenecek tazminattan o tarihte Bankaya olan borcun mahsubundan sonra kalacak tutarın mirasçılarına ödenmesini beyan ve kabul eder " şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Böyle bir düzenleme karşısında davacı bankanın TTK'nun 1321.maddesi anlamında menfaat sahibi olduğu ve yine anılan yasanın 1329.maddesi hükmü gereğince de sözleşmeden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep etmeye hakkı olduğu tartışmasızdır.
Davalı bankanın kredi borçlusunun hayat sigortası yapılmasındaki asıl amacının kredi borcunun teminat altına alınması olduğu muhakkaktır. Belli bir prim ödeme borcu getirmekle birlikte hayat sigortası kapsamına alınmasında sigortalının da bir menfaatinin olduğu da açıktır. Böyle bir uyuşmazlıkta öncelikle sözleşme ile hangi tarafa veya taraflara hangi yükümlülüklerin getirildiği üzerinde önemle durulmalıdır.
Yukarıda metni aynen alınan kredi sözleşmesinin 9.maddesindeki düzenlemede hayat sigortası ile ilgili davalı bankaya değil kredi borçlusuna bir yükümlülük getirildiği açık ve bilirgindir. Davalı bankanın kendisi için zorunluluk getirmeyen ve kredi borcunun teminatlarından ilke olarak her zaman vazgeçebileceğinin kabulü gerekir.
Bunun aksi, ancak, davalı banka kredi borçlusunu ilk yılolduğu gibi müteakip yıl veya yıllar sigortalattığı halde devam eden yıl sigortalatmaz ve durumdan sigortalıyı haberdar etmez ise tartışılabilir. 2009/8210-9626
Şayet banka kredi borçlusunu birden fazla yıl sigortalatmış ise artık bundan sonraki yıllar için kredi borçlusuna sigortanın yenileneceği hususunda bir güven vermiş olacaktır. Bu halde dahi, sigortanın yenilenip yenilenmediğinin kredi borçlusu tarafından takibi gerekeceğinden, tarafların müterafık kusuru üzerinde durulmalıdır. Somut olayda ise, davalı banka ilk yıl sigorta yaptırmış, diğer yıl yaptırmamıştır. Bu durumda bankanın sigortanın yenileneceği ve bunun banka tarafından yerine getirileceği hususunda bir güven verdiğinden de söz edilemez. Böyle olunca mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/8210, K. 2009/9626, 9 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama