KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/9046 E., 2010/532 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
497 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, diğer davalı yönünden davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ... davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, ... ada 10 nolu parseli 1993 yılında davalı belediyeden satın aldığını, ancak, daha sonra dava dışı orman idaresinin açtığı dava sonunda ve taşınmazların evveliyatının orman olduğu gerekçesi ile tapularının iptal edildiğini ileri sürerek, taşınmazların rayiç değerinin tespiti ile şimdilik, 30.000 TL’ nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2009/9046-2010/532
Davalı ... Belediyesi, kusuru bulunmadığını, ancak ödediği bedeli geri isteyebileceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Diğer davalı, husumet yönünden davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı ... Belediyesinin zapta karşı tekeffül hükümlerine göre davacı zararından sorumlu olduğu, ancak, satış bedelinin denkleştirilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın Büyükşehir Belediyesi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava, satılan taşınmazın üstün hakka dayalı olarak dava dışı orman idaresi tarafından zaptedilmesi nedeni ile tazminata ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı zararının hangi usul ve ilkelere göre belirleneceği hususunda toplanmaktadır.
Davacıya satılan taşınmaza ait tapu kaydının davalı ... adına iken davacıya ihale yolu ile satılıp mülkiyetinin geçerli şekilde devir edildiği, ne var ki, daha sonra orman idaresinin açtığı dava sonunda taşınmazların evveliyatının orman olduğu gerekçesi ile tapuların iptal edildiği açık ve belirgindir. Davacı zararının taşınmazın rayiç değeri kadar olduğunu iddia ettiğine göre, davalının sorumluluğunu gerektiren nedenler ve hukuki sebepler üzerinde önemle durmak gerekir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, BK’nun 189. maddesinde; satıcının, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satım akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes’ul ve zamin olacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu hükme göre ayıp ister subjektif bir haktan, ister objektif bir hukuk kaidesinden doğsun, satıcı, devrini kabul ve taahhüt ettiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir.
Bu nedenle, devredilen hak, herhangi bir sebepten, devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa, satıcı sorumludur. Bu halde sorumluluğun kapsamı alıcının zapt nedeni ile uğradığı gerçek zarar kadardır. Somut olayda devlet satıcı olup, devletin geçersiz satış yapması düşünülemeyeceği gibi, zaten devir resmi şekilde ve geçerli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. O halde, geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkelerinin olayda uygulanma olanağı yoktur.
Devlet evveliyatı orman olan bir yer hakkında tapu kaydı oluşturmuş ve özel mülkiyete konu olabileceğini tekeffül etmiş ise bunun sonuçlarına katlanmak ve BK 96. maddesi hükmü de dikkate alındığında alıcının gerçek zararını tazmin etmek zorundadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davalı zapta karşı tekeffül hükümlerine göre rayiç değerden sorumlu olup, mahkemece davalı ... Belediyesinin taşınmazın rayiç değerinden sorumlu tutulması gerekir. Aksi düşünce ile verilen hükmün davacı yararına bozulması gerekir. Bu nedenlerle sayın çoğunluk kararına katılamıyoruz.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/9046, K. 2010/532, 25 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama