KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/9793 E., 2009/12260 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
594 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile aralarında şifahi sözleşme yaptıklarını, bu sözleşme gereğince davalının murisinden intikal edecek arsa üzerine inşa edilecek daireyi kendisine satmayı taahhhüt ettiğini bu nedenle davalıya 1999 yılında 4.100 YTL ödedediğini, karşılığında 25.000 YTL meblağlı teminat senedi aldığını,davalının edimini yerine getirmediğini, verdiği teminat senedi yönünden açtığı borçsuzluğun tespiti davasını da kazandığını ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere dairenin raiç değerinden şimdilik 90.000 YTL.nın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, muristen düşen taşınmaz hissesini davacıya sattığını, aldığı 4.100 YTL bedele karşılık boş bir teminat senedi verdiğini,davalının senedi doldurarak 3.şahsa ciro ettiğini, bunun üzerine davacıya ve üçüncü şahsa karşı açtığı davayı kazandığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında görülüp kesinleşen Asliye Ticaret mahkemesi kararında davacının davalıdan 4.100 YTL alacaklı olduğu belirtildiği kesinleşen bu karar karşısında davacının ayrı bir dava açmakta hukuki menfaaatinin bulunmadığı ve davacının ödediği 4.100 YTL'nı aşan kısım üzerinde ayrıca talepte bulunamayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (EMK.634 yeni M.K. 706, BK. 213, Tapu Kn. 26 ve Noterlik Kn. 60. md.leri) O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi, taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda, taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Ne var ki hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tesbitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında taraflar arasında görülüp kesinleşen ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/609 esas sayılı dava dosyasında 3.5.2005 tarihli oturumda davacı davalıya 2000 yılında 4.100 YTL verdiğini beyan etmiştir. Bu beyan kendisini bağlar. Hal böyle olunca 2000 yılında ödenen 4.100 YTL'nın aktin ifasının imkansız hale geldiği ...
1.Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kesinleştiği tarih olan 17.5.2007 tarihindeki ulaşacağı alım gücünün, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak sureti ile belirlenmeli, denkleştirici adalet ilkelerine göre konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan açıklayıcı, taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı ve bu yolla belirlenecek miktara, istemle de bağlı kalınarak hükmedilmelidir.
Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/9793, K. 2009/12260, 27 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama