KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/2178 E., 2010/11647 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... ve davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların tüketici kredisi kullandıklarını, taksitlerin vadesinde ödenmediğini, temerrüde düşen davalılar hakkında başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, borçlu ...’un yaptığı itirazın iptali ile takibin 3.374,67-TL üzerinden devamına, ayrıca alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %32,60 oranında faiz yürütülmesine, davalı Kefil ... yönünden ise davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalı ...’un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, 2.629,80-TL’si asıl alacak olmak üzere,kat öncesi ve sonrası işlemiş faiz, faizin KKDF’si ve BSMV’si, %5 BSMV, ihtar masrafı olmak üzere toplam 3.374,67-TL üzerinden takibin devamına, ayrıca alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %32,60 oranında faiz yürütülmesine şeklinde hüküm kurulmuş olmakla, faize faiz yürütülmüştür. Bu durum BK’nun 104/son maddesinde düzenlenen faize faiz yürütülemez hükmüne aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeni bir
2010/2178-2009/11647
yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2010/2178, K. 2010/11647, 16 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama