KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/6975 E., 2010/9743 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- ... 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
588 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... plakaları ... Büyükşehir Belediyesi tarafından iptal edilen aralarında davalının da bulunduğu minibüsçülerin ... İdare Mahkemelerinde devam eden davaları için işlerin takibini alması hususunda ısrar etmeleri üzerine davalının da vekaletini alarak sorunun çözümü için idare ile birtakım görüşmeler yaptığını, ... 2.İdare Mahkemesinin 2006/741 esas sayılı dava dosyasına vekaletname ve dilekçe sunduğunu, İdare Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilerek Danıştayca onandığını, davalı ile avukatlık ücret sözleşmesi imzaladıklarını, davalının sözleşme gereğince ödemesi gereken ücreti ödememesi üzerine yaptığı takibe de davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacıyla idari yoldan Çözüm bulması için anlaştıklarını, davada temsil etmesi için vekil tayin etmediğini, sözleşmenin matbu olup oldu-bittiye getirilerek imzalatıldığını, davacının davaya katkısı olmayıp davayı başka avukatların takip ettiğini,davacıya 1.000YTL peşin para verdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı, davacıya vekalet ücretine mahsuben 1.000YTL peşinat verdiğini savunarak bu hususta davacıya yemin teklifinde bulunmuş davacı vekili yemin teklifini kabul etmemiş, mahkemece davacı vekilinin beyanına itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
Vekilin, müvekkili adına yapacağı bazı işlem ve beyanların
Hukuki sonuç doğurması ve müvekkili bağlayıcı olması için kendisine verilmiş dava vekaletnamesinde bu hususlarda özel yetkisinin bulunması gerekir. Müvekkile teklif edilen “yemini kabul veya red beyanı” da bu tür özel yetkiyi gerektiren hallerdendir.
Bu konuyu düzenleyen HUMK.nun 63. maddesinin son cümlesiyle, diğer özel yetkiyi gerektiren hallerden farklı olarak "yeminin kabul veya reddine selahiyet, ancak yemin edecek kimse tarafından yemin teklif olunan meseleye ıttıla kesbettikten sonra verilebilir" hükmü getirilmiştir. Bu hüküm nedeniyle salt özel yetkinin verilmiş olması yeterli görülmemekte, ayrıca bu yetkinin yemin teklif olunan konuyu müvekkilin bilmesinden sonra verilmiş olması şartı aranmaktadır.
Öyle ise, hangi konuda yemin teklif edildiği, teklif edilip edilmeyeceği bilinmeden müvekkil tarafından verilen özel yetki, HUMK.nun 63. maddesi hükmüne uygun olarak verilmiş bir yetki olarak kabul edilemez. Vekil buna rağmen bu yetkisine dayanarak yemini kabul veya ret hususunda beyanda bulunursa, bu beyan yetkisiz vekil beyanı olarak benimsenip, müvekkilin onayı veya vekilden müvekkilini bilgilendirip yeniden bu konuda yetki alması istenmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında,davacıya vekalet ücretine mahsuben 1.000YTL verdiği iddiasını yasal delillerle ispat edemeyen davalının, davacıya yemin teklif hakkını kullandığı, davacı vekilinin 29.9.2009 tarihli celsede “yemin teklifini kabul etmediğini” beyan ettiği, mahkemenin de davacı vekilinin bu beyanına itibar ederek temyize konu hükmü tesis ettiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar vekilin vekaletnamesinde teklif edilen yemini kabul veya redde dair özel yetkisi var ise de; müvekkilin, davadan önce düzenlenen böyle bir vekaletnameyle yemin konusunu bilerek özel yetki verdiğinin kabulü mümkün olmadığı gibi, davadan ve yemin teklifinden sonra da müvekkilin yemin konusunu bildiğine ve onay verdiğine dair de dosyada herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Bu durumda, yetkisiz vekilin beyanına itibar edilerek hüküm verilemez.O halde davalının yemin teklifi üzerine HUMK’nun 337. maddesine uygun olarak meşruhatlı yemin davetiyesinin bizzat davacıya çıkarılıp tebliğ edilmesi ve bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2010/6975, K. 2010/9743, 1 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama