KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2011/10564 E., 2011/18207 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
367 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 14/07/2008 tarihinde 25.000TL değerinde bir arsa satın aldığını, davalıya bu arsanın daha yüksek bedelle satılması için vekalet verdiğini, davalının arsayı 01/09/2008 tarihinde 3. şahsa tapuda 11.500TL göstererek sattığını, ancak bu satış bedelinin kendisine ödenmediğini, davalının arsayı tapudaki değerinden daha yüksek bedelle sattığını belirterek, kendisinin satın aldığı ilk değer olan 25.000 TL’nin 01/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 11.000TL'nin 01/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; hüküm davacı ve davalı taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, kendisine ait taşınmazın satımı konusunda davalıya vekaletname verdiğini, satış bedelinin yüksek olmasına rağmen, tapuda düşük gösterildiğini ve satış bedelinin kendisine ödenmediğini iddia ederek eldeki bu davayı açmıştır. Davalı satış bedelinin davacıya ödendiğini ispata yarayacak delil sunamadığına göre, taşınmazın satımı konusunda davalıya vekalet verildiği ve dava dışı şahsa taşınmazın tapuda 11.000TL gösterilmek suretiyle satıldığı, bedelinin davacıya ödenmediği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, tapuda gösterilen bu bedelin taşınmazın rayiç bedeli olup olmadığı noktasında 2011/10564-18207
toplanmaktadır. Gerçekten de, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporunda, satışa konu taşınmazın satış tarihi itibariyle değerinin 15.000,00TL olduğu ve dava tarihinde bu değerin 18.000,00TL olabileceği mütalaa olunmuştur. MK.nun 6. maddesi uyarınca “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” denilmiştir.
Ancak, BK.nun 392. maddesinde de, vekilin hesap verme borcu bulunmaktadır. Gerçek satış bedelinin tapudaki miktar olmadığı anlaşılmaktadır; zira, bilirkişi taşınmazın satış tarihindeki değerini 15.000,00TL olarak belirtmiştir. Dairemizin ve Yargıtay’ın kökleşmiş uygulamalarına göre, tapuda gösterilen bu bedele itibar edilmesi mümkün değildir.
Bu durumda hükmün taşınmazın satış bedeli üzerinden kurulması gerekirken, tapuda yazan değer üzerinden hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2011/10564, K. 2011/18207, 6 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama