KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2012/15547 E., 2012/22163 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca zararlarını karşılaması için davalı idareye başvurduğunu, 12.11.2008 tarihinde sulhname imzalandığını 5.724,08 TL'nin ödenmesine karar verildiğini, ancak davalı idarenin süresinde ödeme yapmaması nedeniyle hakkında icra takibi yaptıklarını, davalının haksız itiraz ettiğini ve 05.11.2009 tarihinde asıl alacağın ödendiğini ancak icra harç ve giderleri ile vekalet ücretinin ödenmediğini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, yargılama sırasında davacının maddi zararının ödendiğini, faiz talebinin haklı olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, takibe konu ana para icra takibinden sonra davacıya ödendiğinden B.K. 84 maddesi gereğince alacaktan mahsup edildiğinde bakiye 1.004.49 TL alacak kaldığı belirtilerek itirazın bu miktar üzerinden iptaline icra inkar tazminatı ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK 67/2.maddesi hükmünce icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı
alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir, durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşıldığından davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yasal şartları oluşmadığından bahisle bu kalem istemin reddine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Ayrıca davacının talepleri ve icra inkar tazminatı talebi kabul edildiğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK'un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/15547, K. 2012/22163, 8 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama