KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2012/4981 E., 2012/5767 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2012
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
583 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 07/03/2010 tarihinde ... Ögretmen Evi arkasında bulunan ... Bankasına ait ATM'den kendisine ait kredi kartıyla kardeşi ...
Yakıcı'nın para çekmek isterken kartının sıkıştığını, kardeşinin kartı cihazdan alamadığını, dava dışı iyiniyetli kardeşinin o sırada arkasında ATM de işlem yapmak için sırasını bekleyen tanımadığı bir kişinin duvardaki telefonu göstererek bankanın müşteri hizmetlerini arayabileceğini söylemesi üzerine duvardaki telefonun bankaya ait olduğunu düşünerek telefon açtığını, karşısında kendisini görevli olarak tanıtan kişinin tüm sorularına şüphelenmeyerek cevap verdiğini, kartın iptal edildiği yönündeki açıklamayı duyduktan sonra telefonu kapatarak oradan ayrılıp yanına geldiğini,
ertesi gün eşinin internetten kredi kartı hesabını kontrol edince işlem yapıldığını ögrendiğini ve hemen 08.03.2010 günü saat 14.42 de bankaya çalıntı bildirimde bulunduğunu, kartının dolandırıcıların eline geçtiğini ögrendiğini karakola gidip şikayetçi olduğunu, kusurunun olmadığını bu nedenle kredi kartının çalınması suretiyle yapılan 5.335.00 TL tutarındaki harcamının faiziyle iadesini talep etmiştir.
Davalı, yetki itirazında bulunarak çalıntı bildirimi yapıldıktan sonra kartın kullanıma kapatıldığını, bu bildirim öncesi yapılan harcamaların kart ve şifre kullanılarak yapıldığını, davacının özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve sorumluluğun kendisine ait olduğunu bu nedenle açılan davanın reddini dilemiştir.
2012/4981-5767 Mahkemece, kartın ve şifresinin 3. kişilerin eline geçmesine davacının sebep olması nedeniyle tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartının dava dışı ...
Bankası ATM'sinde kardeşi tarafından kullanılırken sıkıştığını, kardeşinin o sırada ATM cihazının yanında bulunan 3.kişinin uyarı ve telkinleri doğrultusunda ATM cihazında içinde tesis edilmiş telefonu kullanarak kredi kartını iptal etmeye çalıştığını, ancak kartının ve bilgilerinin kötüniyetli 3.kişiler tarafından elde edilerek kullanıldığını, olayda davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Davalı, maddi olayın oluşu yönünden bir itiraz ve açıklamada bulunmamış, ancak, kusurun kart bilgilerini üçüncü kişilere veren davacıda olduğunu savunmuştur.Dava dışı bankaya ait ATM cihazına düzenek kurulup telefon yerleştirildiği sabittir.
Şu hale göre, ATM cihazlarındaki kart yuvalarını kötüniyetli üçüncü kişilerin kolayca müdahalelerine imkan tanıyacak şekilde bırakan ve yine ATM cihazlarına kötüniyetli üçüncü kişilerin telefon düzeneği yerleştirmelerini engelleyecek tedbirleri almayan, ayrıca bu konuda yeterli denetim tedbirlerini almayan dava dışı banka ile işbirliği sözleşmesi yapan davalı bankanın olayda asli kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Ne var ki, kart sahibi olan davacı da, gerek davalı banka ile imzaladığı sözleşmenin 10.maddesi ve gerekse, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 12.maddesi hükmü gereğince, kendisine tevdi edilen kartı ve bilgilerini özenle ve güvenli bir şekilde korumak ve iradesi dışında kartın veya bilgilerin kaybolması veya çalınması durumunda kart çıkaran bankayı derhal haberdar etmek zorundadır.
Kartı ATM cihazına sıkışan davacı ve dava dışı kardeşi daha güvenli yollardan kart çıkaran bankayı haberdar etmek yerine kötüniyetli kişilerin talimatı ile hareket edip kart ve bilgilerinin onların eline geçmesine neden olduğuna göre, olayda davacının da müterafık kusurlu olduğunun kabulü zorunludur. Öyle olunca mahkemece, 4077 sayılı yasanın 30'uncu maddesinin yollamasıyla B.K.
98'inci maddesi delaletiyle anılan yasanın 44'üncü maddesi gözetilerek tarafların olaydaki kusur ve sorumluluklarının yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2012/4981-5767
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/4981, K. 2012/5767, 19 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama