KÜNYE
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2012/5625 E., 2012/15238 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının davacı şirketin avukatı iken kendilerinin açtığı ve Danıştay'da görülen davada, davanın reddi üzerine verilen kararı süresinde temyiz etmeyerek kararın kesinleşmesi nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürerek, mahkemece belirlenecek maddi ve manevi tazminata, vekalet ücretinin iadesine ve Danıştay'da görülen davanın yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kararı süresinde temyiz ettiğini, temyiz dilekçesini süresinde Sultanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi'ne havale ettirdiğini ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun ... İlinde İdare Mahkemesi bulunması sebebiyle temyiz dilekçesinin Danıştay'da kayda girdiği tarihi esas alması nedeniyle, temyiz talebin süreden dolayı reddine karar verildiğini, kaldı ki kararın süresinde temyiz edilmesi halinde de sonucun değişmeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava hukuksal nitelikçe vekilin özen borcunun gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. Yasal dayanağı BK. 388, 389 ve 390 maddeleridir.
Bu madde hükümlerinde, vekaletin, vekilin kabullendiği işin yapılması için, icap eden tasarrufları ifa salahiyetini kapsadığı, vekilin, müvekkilinin sarih olan talimatına aykırı hareket edemeyeceği, vekilin mesuliyetinin genel olarak işçinin mesuliyetine ait hükümlere tabi olduğu, vekilin, vekaleti iyi bir surette ifa zorunda olduğu belirtilmiştir.
Vekilin işin başarılı olması için mesleki bilgi ve deneyimleri ile hayat deneyimlerine ve işlerin normal oluşuna göre gerekli girişim ve davranışlarda bulunması, başarılı sonucu engelleyecek davranışlardan kaçınıp, basiretli olarak hareket etmesi, özen borcunun konusunu teşkil eder.
Bir avukatın yasa ile öngörülen süre içinde yapılması gereken işleri yapmaması, süresinde dava açmaması, temyiz süresini
2012/5625-15238
ihtiyatsızca hareket ederek kaçırması, özen borcunun gereği gibi ifa edilmediğini ve kusurlu olduğunu gösterir. Avukatın kusurlu bir davranışından dolayı sorumlu tutulabilmesi için kusurunun varlığından ayrı olarak, bu nedenle müvekkilinin bir zararının da meydana gelmesi şarttır. Kusurlu davranışından dolayı müvekkili zarara uğramış ise avukat zararı karşılamak zorundadır.
Somut olayımızda, davalı avukat davacı şirketin vekili olarak Danıştay 10. Dairesinin 2003/2915 esas sayılı dosyasını takip etmiştir. Mahkemece şirket aleyhine verilen kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu temyizin süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle temyiz talebini reddetmiştir. Bu nedenle davalının vekil olarak özen borcunu yerine getirmediği, davacının hakkını halele uğrattığı tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki ihtilafın çözümü için, davalı kararı süresinde temyiz etseydi müvekkil yararına bir sonuç alınıp alınamayacağının incelenmesi gerekir. Çünkü tazminat hukukunda sadece eylemin yasaya ve sözleşmeye aykırı olması yetmez, ayrıca bu eylem sonucu bir zararın doğmuş olması ve zararla eylem arasında da uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
Davalı avukatın vekillik görevini ihmal ettiği, kusurlu davrandığı anlaşılmakta ise de, bu kusurlu davranışın sonunda ve sırf bu kusurdan dolayı davacının bir zararının doğmuş olup, olmadığının araştırılması zorunludur. Bu nedenle kararın süresinde temyiz edilmesi halinde davacı yararına bir sonuç alınıp alınmayacağının belirlenmesi gerekir.
Bu belirlenmenin yapılması hukuki bir mesele olup, mahkemece dosya içerisindeki deliller bu hususta tarafların gösterecekleri diğer deliller toplanarak değerlendirilmeli, gerektiğinde davacın uğradığı zararın miktarı konusunda uzman bilirkişilerden açıklamalı gerekçeli denetime elverişli rapor alınarak belirlenip sonucuna uygun karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu hususta bilirkişi raporu alınmış ise de, alınan bilirkişi raporu yeterli inceleme ve araştırmayı içermemektedir.
Danıştay'ın varsa benzer konulardaki uygulamalarından, emsal olabilecek kararlarından da yararlanılması suretiyle, idare hukuku dalında uzman kişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna göre eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/5625, K. 2012/15238, 12 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama