KÜNYE
13. Hukuk Dairesi 2014/22446 E., 2015/15519 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının vekili olarak 23.1.2009 tarihinde yapılan vekalet ve iş ücret sözleşmesine dayanarak pek çok davasını takip ettiğini, bilahare tarafların iş takibi hususunda anlaşamadıklarını, bunun üzerine "karşılıklı rıza ile istifa belgesi " başlıklı belge ile anlaşmaya vardıklarını, böylece tüm takip edilen işlerin tamamı için 50.000 TL ödeneceğini, yatırılmış bulunan paralardan tahsil edilebileceğinin kararlaştırıldığını, yine ayrıca sözleşmeye göre 50.000 TL' lik ücrete KDV ve stopaj yönünden yasa hükümlerinin uygulanacağının da kararlaştırıldığını, böylece...
2011/17121 E. Sayılı dosyasında takip yaptıklarını, sözleşme hükümleri gereğince asıl bedelden stopajı düşüp KDV ilave ettiklerini, icra dosyasında tahsil edilen paraların mahsubu ile bakiye alacakları 44.535,60 TL nin tahsili yönünde başlattıkları takibe haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının haksız şekilde fazladan vekalet ücreti tahsili çabası içerisinde bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile takibin 42.798,85 TL üzerinden devamına, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, sözleşmesel vekalet ücreti alacağının tahsili yönünde başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir.
İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belirli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belirli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, dosyaya sunulan makbuzlardan ve mahkemece de bu makbuzlara dayanılarak davanın kabul edilmiş olmasından, takibe konu alacak miktarının likit ve muayyen olduğu ortada olup, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/22446, K. 2015/15519, 14 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama